Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2013 / Cilt: 0 - Sayı: 14

The protection of cultural and natural properties in Japan

Japonya’da kültür ve tabiat varlıklarının korunması

Pages
1035–1062
DOI
—

Abstract

A conservation approach based on different understandings of administrative law in tandem with very different historical and cultural backgrounds, different geographies, different levels of development, different environments has marked on the law of cultural property. The first administrative structures and regulations which aimed to protect cultural properties appeared in the Meiji Era. The first administrative action of significant note was the Daijokan Fukoku, the Preservation of Ancient Artifacts (Preservation of Antiquesand Ancient Goods, Cabinet Announcement 1871). The works that started to preserve the cultural properties in the late 1800s accelerated right after the Second World War. In this scope, the protection of cultural properties took its place in reconstruction of the country. In fact, it must be stated that Japanese have a significant historical background and already a successful system in preserving cultural properties. The cultural assets are not impaired as the movable-immovable propertyin Japan.The cultural and natural properties are also subject to the same regulations. In addition, in Japan, the studies on cultural property law are mostly related to movable cultural assets. It must be stated that there is a direct correlation between economic condition and practices in Japan as well.

Özet

Çok farklı tarihsel ve kültürel arkaplana sahip, farklı bir coğrafyanın, farklı gelişmişlik düzeyinin, farklı ikliminde filizlenen farklı bir idare hukuku rejiminin doğurduğu bir koruma anlayışının, Japonya’da kültür varlıkları hukukuna damgasını vurduğu görülmektedir. Kültürel değerlerin yönetimi amacıyla kurulan ilk idari yapılar ve düzenleyici işlemler Meiji dönemine aittir. İlk düzenleyici işlem olarak 1871 tarihli “Antika Eşyaların Korunması” (Daijokan Fukoku) adlı kabine kararı yürürlüğe konulmuştur. 1800’lü yılların sonlarında başlayan koruma çalışmaları, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında hız kazanmış ve ülkenin yeniden inşası çalışmaları kapsamında kültürel varlıkların korunması konusu da yerini almıştır. Gerçekten de, Japonların kültür varlıklarının korunması alanında kayda değer bir tarihsel alt yapıya ve hali hazırda başarılı bir sisteme sahip oldukları belirtilmelidir. Japonya’da kültür varlıkları taşınır-taşınmaz varlıklar olarak ayrılmamıştır. Öte yandan, kültür ve tabiat varlıkları aynı mevzuata tabi kılınmıştır. Diğer taraftan, kültür varlıkları hukuku üzerine yapılan çalışmaların daha çok taşınır kültür varlıklarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Koruma hukukuna yönelik uygulamalar ile Japonya’nın içinde bulunduğu ekonomik durum arasında doğru orantı mevcut olduğu da ifade edilmelidir.