Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2013 / Cilt: 0 - Sayı: 15

Reform proposals on the future of EU-jurisdiction

Ab yargısının geleceğine ilişkin reform önerileri

Pages
1–14
DOI
—

Abstract

Reform process on EU jurisdiction that started with Single European Act and which has been intensified by Maastricht Agreement promoted EU jurisdiction to satisfy demands. Nice Agreement accommodated this situation with remarkable reforms. Lisbon Treaty maintained this reform process. Access to courts is one of the most significant requirements of state of law. The lawsuits should be heard and concluded in reasonable period for providing legal protection as envisaged in Article 47 Paragraph 2 in Charter of Fundamental Rights. Article 19 Paragraph 1 of Treaty on EU was incorporated by Lisbon Treaty. In the first paragraph of Chapter 2, a positive legal arrangement has been made for the first time in the European system of protection of rights. Accordingly the courts of Member States have primary responsibility for effective legal protection in EU. When these two paragraphs paired with, it is understood that EU Court of Justice performs its jurisdiction together with national courts and this jurisdiction is accepted as associated. For this reason when Union jurisdiction and its future considered, national courts have a proper responsibility as European courts. National courts are part of the system of EU protection of rights. Dialogs between national courts in itself and between national courts and EU Court of Justice should be supported. The reform of EU Court of Justice is unrealizable without dealing with its autonomous role in the European system of protection of rights and common responsibility of national courts. The importance of the meaning of European Law in national law is increasing Union Courts load. In this framework this article sets light to reform proposals on EU jurisdiction.

Özet

AB yargısında Avrupa Tek Senedi ile başlayan, Maastricht anlaşması ile yoğunluk Kazanan reform çalışmaları AB yargısını yeni talepleri karşılamaya itmiştir. Nice Anlaşması kimi önemli reformlarla bu duruma uyum sağlamıştır. Lizbon Sözleşmesi de reform yolunda adımlar atmaya devam etmiştir. Mahkemeye başvuru hakkı hukuk devletinin en önemli gereklerinden biridir. Davaların Temel Haklar Şart’ının 47.madde 2.fıkrasında öngörüldüğü üzere etkin hukuki himayenin temini için makul bir süre içinde ele alınıp, karara bağlanması gerekmektedir. AB Anlaşmasının 19.madde 1.fıkrası Lizbon Sözleşmesi ile kapsam kazanmıştır. 1.fıkranın 2.bölümünde ise Avrupa hakları himaye sisteminde ilk kez önemli bir pozitif bir hukuk düzenlemesi yapılmıştır. Buna göre üye devlet mahkemelerinin AB’de etkin hukuki himaye için primer bir sorumluluğu bulunmaktadır. Her iki fıkra birarada ele alındığında AB Adalet Divanı’nın görevini ulusal mahkemelerle birarada yerine getireceği, bunun ortak bir görev olduğu yaklaşımının kabul edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Birlik yargısı ve geleceği düşünüldüğünde ulusal mahkemelerin Avrupa mahkemeleri olarak özel bir sorumluluğunun bulunduğu görülmektedir. Ulusal mahkemeler AB hakları himaye sisteminin parçasıdır. Ulusal mahkemelerin kendi arasında ve Divan’la olan diyaloglarının desteklenmesi gerekmektedir. AB Divanı’nın reformu onun Birliğin hakları himaye sistemindeki özerk rolü ve üye devlet mahkemelerinin ortak sorumluluğu dikkate alınmaksızın gerçekleştirilemez. Avrupa Hukukunun ulusal hukuk yaşamında anlamının önem kazanması Birlik Mahkemelerinin yükünün artmasına yol açmaktadır. Makale bu çerçevede AB yargısında yapılması düşünülen reform önerilerine ışık tutmaktadır.