Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2013 / Cilt: 0 - Sayı: 14
Responsibility to protect in the cases of Libya and Syria in terms of public international law
- Pages
- 269–297
- DOI
- —
Abstract
The Concept of Responsibility to Protect (RtoP) attemps to lay out alternatives to the heavily criticized “humanitarian interventions” of the 1990s. RtoP had been produced by the International Commission on Interventionand State Sovereignty (ICISS) in 2001 and unanimously endorsed by the United Nations’s World Summit Outcome (paragraphs 138-139) in 2005. In April 2006, the United Nations Security Council reaffirmed the provisions of that paragraphs in resolution 1674. As an emerging normRtoP includes that not only do sovereing states have a responsibility to protect their populations from mass atrocities but also does the international community. If the state fails to protect its citizens from ethnic cleansing, genocide, crimes against humanity and war crimes and peaceful measures have failed, theinternational community has the responsibility to intervene through coercive measures such as economic sanctions. Military intervention is considered the last resort by the UN authourity. The aim of thisarticle is to examine the RtoP criterions in the cases of Libyan and Syrian crises in terms of public international law.
Özet
Koruma sorumluluğu kavramı, 1990’lı yıllarda gerçekleştirilen ve ağır bir şekilde eleştirilen “insani müdahalelere alternatif bulma girişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Devlet Egemenliği ve Müdahale Uluslararası Komisyonu (ICISS) tarafından 2001 yılında yaratılan koruma sorumluluğu, 2005 yılında Birleşmiş Milletler’in Dünya Zirvesi Sonuç Bildirgesi’nde (138 ve 139. Paragraflar) oybirliği ile kabul edilmiştir. 2006 yılının Nisan ayında da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1674 sayılı kararı ile anılan paragraflar onaylanmıştır. Gelişmekte olan bir hukuk normu niteliğindeki koruma sorumluluğu, sadece egemen devletlerin vatandaşlarını kitlesel mezalimden koruması değil, aynı zamanda uluslararası topluluğun da bu kişileri koruma sorumluluğunu içermektedir. Eğer bir devlet kendi vatandaşlarını etnik temizlik, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından koruyamıyorsa ve barışçıl yollardan bir sonuç alınamazsa uluslararası topluluğun ekonomik yaptırımlar gibi etkili önlemler alarak müdahale etmesi gerekir. Askeri müdahale ise, Birleşmiş Milletler otoritesi altında son çare olarak düşünülmelidir. Bu makalenin amacı, Libya ve Suriye örneklerinde koruma sorumluluğu kriterlerinin yerine getirilip getirilmediğini uluslararası hukuk açısından incelemektir.