Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2014 / Cilt: 0 - Sayı: 19

The approach of Turkish council of state to full jurisdiction cases which are grounded by non expropriated properties and alternative remedy proposal

Kamulaştırmamadan kaynaklanan tam yargı davalarına danıştay'ın yaklaşımı ve alternatif çözüm önerisi

Pages
447–490
DOI
—

Abstract

Non expropriation of properties long time after their segregation to public use on zoning plans, is a phenomenon which is faced a lot and causes some administrative ca- ses in our country. It is observed that Turkish Council of State has changed its opinion in these cases in 2012 and adopted a new approach which prioritizes the requirements of European Convention on Human Rights related to the right to property comparison with rules of domestic law. However Turkish Council of State’s way of interpretation on full jurisdiction cases that are grounded by that kind of properties may cause some hesitations about compatibility with 125th article of (Turkish) Constitution and 2nd ar- ticle of Code Numbered 2577. In this frame, with this article, the new jurisprudence of Turkish Council of State which is about the full jurisdiction cases mentioned above will be reviewed and a response will be sought to the question of “is there an alter- native remedy which will fulfill the requirements of both European Convention on Human Rights and our domestic law at the same time on full jurisdiction cases which are litigated by reason of non expropriated properties long time after their segregation to public use on zoning plans.”

Özet

Taşınmazların imar planları ile kamusal kullanım alanına ayrıldıktan sonra uzun süre kamulaştırılmaması, ülkemizde sıklıkla karşılaşılan ve çeşitli idari davaların açıl- masına sebebiyet veren bir olgudur. Danıştay’ın bu tür taşınmazlar nedeniyle açılan davalarda 2012 yılında içtihat değişikliğine gittiği ve İnsan Hakları Avrupa Sözleş- mesi’nin mülkiyet hakkına ilişkin gereklerini iç hukuk normlarına nazaran önceleyen yeni bir yaklaşım benimsediği gözlenmektedir. Ancak Danıştay’ın bu tür taşınmazlar- dan kaynaklanan tam yargı davalarında benimsediği yorum tarzı, Anayasa’nın 125. maddesi ile 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesine uygunluk noktasında tereddütlere ne- den olabilecek niteliktedir. Bu çerçevede bu makale ile Danıştay’ın söz konusu tam yargı davalarına ilişkin yeni içtihadı değerlendirilerek, “imar planında kamusal kul- lanım alanına ayrıldıktan sonra uzun süre kamulaştırılmayan taşınmazlar nedeniyle açılacak tam yargı davalarında hem İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin hem de iç hukukumuzun gereklerini aynı anda yerine getiren alternatif bir çözüm yolu bulunup bulunmadığı” sorusuna cevap aranacaktır.