Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2015 / Cilt: 0 - Sayı: 21

The Right of Choice: The Foundation of Education Rights and Freedoms

EĞİTİM HAK VE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TEMELİ OLARAK TERCİH HAKKI

Pages
123–167
DOI
—

Abstract

Guidance, which is in the core of education practices, involves essentially a formof constraint, thus interference in the natural rights and freedoms of those beingeducated. It does so whenever any element of education is not directly asked for.This quality of education is so profound and absolute that any regulation to the sameeffect of limitation can also be classified as education, even when it is tacit or uninten- tional. Having observed that, one realizes the importance of educational rights andfreedoms as a matter of human rights. What is the perfect measure of guidance, or,in other words, interference in education that does not violate deeper human rights,such as the right to freedom of choice? This essay answers this question by reversing it: the basis of education ought tobe the right of choice. This is not simply to suggest that education should offer morechoice but that educational theories and policies that are not built upon the very prin- ciple of maximum choice are problematic in terms of human rights. Only by placingthe right of choice above all other concerns, education can be saved from becominga systematic, strong, yet subtle way of violating the basic human right to free devel- opment.

Özet

Yalın bakıldığında, eğitimin özü olan yönlendiriciliğin, insanın hak ve özgürlükle- rine müdahale anlamına geldiği görülmektedir. İlk başta akla gelen planlı eğitim fa- aliyetlerinin dışında, insanın iradesini kullanımını yani kişiliğini yönlendiren tesirlerintamamının eğitsel olduğu da malumdur. Dolayısıyla eğitim, kasta bağlı olmaksızın ha- yatın tamamına nüfuz etmiş bir olgudur; kasıtlı olduğunda ise sınırlandırma içerir. Bunedenledir ki, tüm hak ve özgürlüklerin belki de en kompleks olanı, en hassas muha- sebeler gerektireni eğitim hak ve özgürlüğüdür.Öğretici aktörlerin kendi sübjektifliklerini karşılarındakilere aktardıkları her eğitimmodeli, endoktrinasyon hükmündedir ve zamanla (kanıksanmış) hukuksuzluklar ör- güsüne dönüşür. İrade üzerinde hiçbir yönlendirici etki içermeyen faaliyetlerin eğitimsayılamayacağı, anarşizme yol açacağı da açıktır. Bu paradoksu aşmanın yolu, bireyinölçülü ve dengeli kişilik gelişimini esas alan tercih hakkı pratiğinin; sosyal, felsefi,psikolojik, hukuki ve sair boyutlarda temellendirilmesidir. Çalışmamızın giriş kısmında eğitimin doğası tartışılmış, nihayet tüm eğitim olgula- rının özünün kişilik, kişiliğin özünün de tercihler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Doğrueğitim; kişilik daralmasına yol açmayan, bireysel ve sosyal planda tercih esasına daya- nan bir kültürel ve iletişimsel bütünlük olarak tarif edilmiştir. Devletin eğitim hak veözgürlüğüne yaklaşımı da belli düşünce ve davranış kalıplarını dayatmak değil, bireyinhaddini ve hakkını aynı olgunlukta bilmesi ve irade kullanımı yoluyla kişilik kazanmasıüzerine olmalıdır. Asgari genellikazami seçenek ilkesine hayat veren enstrümanlargeliştirilebilirse, eğitime dair mevcut hak ve ödev kurgularının, insanların hak ve öz- gürlüklerini temelden ve kalıcı olarak ihlal etmesi son bulabilir.