Journals / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2016 / Cilt: 0 - Sayı: 24

The Search for Digital Data Incident to Arrest: an Evaluation of American Law After Riley V. California Decision of the United States Supreme Court

SAYISAL (DİJİTAL) VERİLERDE YAKALAMA SONRASI ARAMA: AMERİKAN YÜKSEK MAHKEMESİNİN RILEY V. CALIFORNIA KARARI SONRASI AMERİKAN HUKUKUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Pages
59–88
DOI
—

Abstract

The United States Supreme Court has established a bright-line rule with regardto search-incident-to-arrest in the decision of Riley v. California bearing the dateof 25 th June 2014. According to the decision in question, although the search- incident-to-arrest doctrine generally allows a law enforcement officer to search itemson an arrestee s person as well as objects within an arrestee s immediate control, law enforcement officers will not be able to search mobile phones after arrest. TheSupreme Court, as it is agreed upon by the case-law and criminal-law upon, hasindicated that aims of search incident-to-arrest is to protect officers safety and toprevent the imminent destruction of evidence. The digital data stored on mobilephones do not constitute the risks mentioned in Chimel decision. While giving aruling the Supreme Court has expressed that cell phones differ in both a quantitativeand a qualitative sense from other objects that might be carried on an arrestee sperson. That mobile phones can store milions of pages of text, thousands of pictures,or hundreds of videos constitute several interrelated privacy consequences. Primarilya mobile phone collects many distinct types of information in one place. Secondly,the capacity of mobile phones allows to convey one type of information all togethercumulatively which is different from the previous ones. Lastly, the data on the mobilephones can be traced back to many years. The court has used its vote for privacy inthe balance between prevention of crime and privacy. From the decision of the Courtthere are consequences for the Turkish Law as well.

Özet

Amerikan Yüksek Mahkemesi 25 Haziran 2014 tarihinde vermiş olduğu Riley v.California kararında yakalama sonrası arama bakımından açık bir kural koymuştur.Söz konusu karara göre, yakalama sonrası arama öğretisinin kolluk kuvvetlerineyakalanan kişinin üzerindeki eşyaların yanı sıra yakın kontrolündeki eşyaları daarama yetkisi vermesine rağmen, kolluk kuvvetleri taşınabilir telefonlarda yakalamasonrası arama yapamayacaklardır. Mahkeme, öğretide ve içtihat hukukunda üzerindeuzlaşı olduğu şekilde yakalama sonrası aramanın amaçlarının kolluk kuvvetleriningüvenliğini sağlamak ve delillerin yok edilmesini önlemek olduğunu belirtmiştir.Taşınabilir telefonlarda depolanan sayısal veriler, Chimel kararında söz edilen riskleriortaya çıkarmazlar. Mahkeme söz konusu kararı verirken, taşınabilir telefonlarüzerinde depolanan sayısal verilerin niceliksel ve niteliksel bakımdan yakalanankişinin üzerinde olan diğer nesnelerden farklı olduğunu ifade etmiştir. Taşınabilirtelefonların milyonlarca sayfa belge, binlerce resim ve yüzlerce video depolayabilmesibazı bağlantılı mahremiyet sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır. Öncelikle, taşınabilirtelefonlar birçok farklı bilgi türünü tek bir yerde toplamaktadır. İkinci olarak, taşınabilirtelefonların kapasiteleri bir tür bilgiyi öncekilerden farklı olarak kümülatif şekilde birarada taşımaya olanak sağlar. Son olarak taşınabilir telefonlar üzerindeki verilerin,yıllar öncesine kadar izi sürülebilir. Mahkeme; suçun önlenmesi ile özel hayatın gizliliğiarasındaki dengede, tercihini özel hayatın gizliliği yönünde kullanmıştır. Mahkemeninkararından Türk hukuku bakımından da çıkarılacak sonuçlar mevcuttur.