Journals / Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi / 2010 / Cilt: 67 - Sayı: 3

The direct role of laboratories in the surveillance of communicable diseases, examples from different countries and suggestions for Turkey

Laboratuvarların bulaşıcı hastalık sürveyansında doğrudan rolü, farklı ülke örnekleri ve türkiye için öneriler

Pages
139–151
DOI
—

Abstract

As the diagnoses of most communicable diseases are confrmed by microbiological analyses, laboratory surveillanceprograms are implemented in many countries in addition to clinicians’ notifcations. The objective of this review is todescribe the direct role of laboratories in surveillance, to present some examples of its implementation in different countries,and to evaluate the situation in Turkey. UK, Australia, France and Italy were chosen as examples because their differentlaboratory surveillance scopes and methods. Laboratory surveillance has been started in the UK in 1940s and in Australia inthe 1970s. All of the laboratories contribute to the surveillance in the UK and France, while sentinel surveillance schemesare applied in Australia and Italy. Laboratories in the UK report almost all of the infectious agents they have diagnosed.Most of the notifcations are received by an electronic system called CoSurv which captures the data automatically fromthe laboratories. In Australia, laboratories report many infectious agents under the surveillance scheme LabVISE. In France,laboratories report the national notifable diseases and participate in some sentinel surveillance schemes. There is aseparate notifcation form for each of the 30 notifable communicable diseases in France. Patient identities are anonymizedin these three countries. In Italy, laboratories make electronic notifcations and send the information on the patient openly,as in Turkey. In the former four countries, laboratories also notify the conditions that clinicians should notify, while inTurkey laboratories only report some infectious agents that clinicians do not have to notify. In Turkey the lists do notoverlap. The notifcation volume per 100,000 population is 847.5 in the UK, 188.2 in Australia and 40.6 in Turkey. InTurkey, laboratory surveillance is restricted to only nine pathogens (Shigella, Salmonella, EHEC, Campylobacter, Listeriamonocytogenes, Entamoeba histolytica, Cryptosporidium sp, Giardia intestinalis and Chlamydia trachomatis) classifedas ‘Group D’ notifable agents. The majority of notifable diseases are classifed as group A and C which should be notifedonly by clinicians. Some researches show that the notifcation rates of Group A diseases by clinicians are quite low andit is possible to reach the data on cases through laboratories. While the surveillance system changed in 2005 in Turkey,an increase in notifcation rates was not observed. Therefore, it would be appropriate to integrate laboratories into thesurveillance of Group A, B, C notifable diseases.

Özet

Bulaşıcı hastalıkların birçoğunun tanısı artık mikrobiyolojik analizlerle doğrulandığı içinbirçok ülkede klinisyen bildirimlerinin yanı sıra laboratuvara dayalı sürveyans programlarıda yürütülmektedir. Bu derlemenin amacı, laboratuvarların sürveyansta doğrudan rolünüirdelemek, farklı ülkelerde laboratuvar sürveyansının nasıl uygulandığına dair örnekler sunmakve bunlar ışığında ülkemizdeki durumu değerlendirmektir. Ülke örneği olarak birbirinden farklıkapsam ve yöntemler uygulayan İngiltere, Avustralya, Fransa ve İtalya seçilmiştir. İngiltere’delaboratuvar sürveyansı 1940’lı yıllara, Avustralya’da 1970’li yıllara dayanmaktadır. İngiltereve Fransa’da laboratuvarların tümü bildirim yaparken Avustralya ve İtalya’da sentinelsürveyans yapılmaktadır. İngiltere’de laboratuvarlar saptadıkları etkenlerin neredeysetümünü bildirmektedir. Bildirimlerin çoğu, veriyi laboratuvardan otomatik olarak alan CoSurvadlı bir sistem aracılığıyla elektronik olarak aktarılmaktadır. Avustralya’da LabVISE sürveyansşeması kapsamında laboratuvarlar birçok etkeni bildirmektedir. Fransa’da laboratuvarlar,ulusal bildirimi zorunlu hastalıkları bildirmekte ve bazı sentinel sürveyans programlarınakatılmaktadır. Fransa’da bildirimi zorunlu 30 hastalığın her birine özgü ayrı bir bildirim formukullanılmaktadır. Laboratuvarlar bildirimi yaparken, hekimlerin bildirim yapmakta kullandığıbu formun aynısını kullanmakta ve bildirimi kâğıt üzerinde yapmaktadır. Bu üç ülkede olgularınkimlik bilgileri anonimleştirilmektedir. Laboratuvar sürveyansının elektronik olarak yapıldığıİtalya’da kimlik bilgileri Türkiye’deki gibi açık olarak iletilmektedir. Diğer dört ülkedelaboratuvarlar, klinisyenlerin bildirdiği hastalıkları da bildirirken Türkiye’de laboratuvarlar,klinisyence bildirilmeyen hastalık etkenlerini bildirmekte, iki liste çakışmamaktadır.Laboratuvarların yüzbin nüfus başına yıllık bildirim hacmi İngiltere’de 847,5, Avustralya’da188,2, Türkiye’de ise 40,6’dır. Ülkemizde laboratuvarların sürveyansa doğrudan katkısı Dgrubu etken bildirimleri olarak sınıfandırılan sadece dokuz etkenle (Shigella, Salmonella,Enterohemorajik Echerichia Coli, Campylobacter, Listeria monocytogenes, Entamoebahistolytica, Cryptosporidium sp, Giardia intestinalis ve Chlamydia trachomatis) sınırlıdır.Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıkların çoğunluğunu, klinisyen tarafından bildirilmesibeklenen A ve C grubu hastalıklar oluşturmaktadır. Oysa bazı araştırmalara göre A grubundayer alan hastalıklarda klinisyenlerin olguları bildirme oranı çok düşüktür ve olguların çoğununverisine laboratuvarlardan erişmek mümkündür. Bildirim sisteminin 2005 yılında değişmesininardından bildirim oranlarında bir artış gözlenmemiştir. Dolayısıyla ülkemizde bildirimi zorunluhastalıkların çoğunun yer aldığı A, B, C grubu hastalıkların sürveyansına laboratuvarların daentegre edilmesi çok yararlı olacaktır.