Journals / Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi / 2021 / Cilt: 78 - Sayı: 4

Evaluation of epidemiological features, risk factors and clinical course in candidemia

Kandidemide epidemiyolojik özellikler, risk faktörleri ve klinik gidişin değerlendirilmesi

Pages
517–524
DOI
—

Abstract

Objective: Candida species are among the most common causes of bloodstream infections and are associated with serious morbidity and mortality. Especially with the increasing number of patients receiving chemotherapy and other immunosuppressive treatment, developments in transplantation surgery, widespread use of broad spectrum antibiotics, the incidence of bloodstream infections caused by Candida species has increased in the last two decades. With the increase in the incidence of candidiasis, other Candida species are also increasing. With this change, increasing resistance to conventional treatments is also reported. In this study, it was aimed to evaluate the species distribution, resistance pattern, risk factors and clinical course in candidemia cases in the intensive care unit with a 3-year retrospective analysis. Methods: Hospital infection surveillance forms and medical records of patients who were followed up in Neurology Intensive Care Unit of our hospital’s and diagnosed with candidemia between January 2017-December 2019 were retrospectively evaluated. Results: In our study, Candida species were isolated in at least one blood culture from a total of 25 patients.

Özet

Amaç: Candida türleri, kan dolaşım yolu enfeksiyonları içinde en sık saptanan etkenler arasında olup ciddi morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Özellikle kemoterapi ve diğer immünsupressif tedavi alan hasta sayısının giderek artması, transplantasyon cerrahisindeki gelişmeler, geniş spektrumlu antibiyotiklerin yaygın kullanımları ile son iki dekadda Candida türlerinin etken olduğu, kan dolaşım enfeksiyonlarının insidansı artmaktadır. Kandidiyazis insidansındaki artışla beraber diğer Candida türlerinde de artış görülmektedir. Bu değişimle birlikte klasik tedavilere karşı artan direnç de rapor edilmektedir. Bu çalışmada 3 yıllık retrospektif analiz ile yoğun bakım ünitesindeki kandidemilerde tür dağılımı, direnç paterni, risk faktörleri ve klinik gidişin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Ocak 2017-Aralık 2019 tarihleri arasında hastanemiz Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesi’nde izlenen ve kandidemi tanısı alan hastalara ait hastane enfeksiyon sürveyans formları ve medikal kayıtları retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda toplam 25 hastada en az bir kan kültüründe Candida türü izole edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 75.7±11.8 (min 49 - max 91)’dir. Hastaların yoğun bakım ünitesi’nde yatış günü ortalaması 94,6±63,7 (min 14 - max 270) gündü. Hastaların yirmi üçünde (%92) non-albicans Candida izole edilmiştir. Non albicans candidalar içinde en sık saptanan tür (%92) C. parapsilosis’tir. Kandidemi saptanan hastalarda flukonazol direnci %76 (n=19) olup anidulafungin ve kaspofungine karşı direnç tespit edilmemiştir. Yatıştan üreme saptanmasına kadar geçen süre ortalama 47,9±26,9 gündü, kesin tedavide hastaların altısına (%24) flukonazol, ondokuzuna (%76) anidulafungin tedavisi verilmiştir. Hastaların tümünde kandidemi saptanmadan önce antibiyoterapi öyküsü mevcuttu, kandidemi öncesi hastaların antibiyoterapi süresi ortalaması 49,8±28.3 (min 9-max 120) gündü. Hastaların %76 (n=19)’sında mortalite gelişmiştir. Sonuç: Hastanemiz nöroloji yoğun bakım ünitesindeki kandidemilerde en sık etkenin C. parapsilosis olması ve flukonazol direncinin yüksek olması, hayatı tehdit eden bu enfeksiyonların tedavisinde göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörler olduğu kanaatindeyiz.