Journals / Türk Hematoloji Onkoloji Dergisi / 1999 / Cilt: 9 - Sayı: 2
Thyroid function defects after immunotherapy
- Pages
- 82–89
- DOI
- —
Abstract
Immunotherapy is one of the current treatment modalities used in the therapy of malignant melanoma and various other malignancies. The immunomodulator agents have different side effects including autoimmune thyroid dysfunction. In this study, 21 cancer patients (15 males and 6 females) who were treated with immunotherapy or chemoimmunotherapy in the Department of Medical Oncology, Cerrahpaşa Faculty of Medicine were evaluated for thyroid dysfunction using thyroid function tests and antithyroid antibodies. One of the patients gave up the therapy during our study, and two of them died; one during the study and the other after the study. All the remaining patients were alive after the end of the therapy. In 16 patients (%76.19) lack of energy, in 12 patients (%57.14) nausea and vomiting, in 7 patients (%33.33) fever and chills, and in 4 patients (%19.04) gastric pain were observed. Only one patient developed hypothyroidism, accompanied by clinical and laboratory findings. Five patients including the one with hypothyroidism had positive antithyroid antibodies. The patient with hypothyroidism was cured following replacement therapy, but in all the five patients antibody titers remained high throughout the study. We believe that patients who are treated with immunotherapy should be controlled for their thyroid functions.
Özet
İmmünoterapi günümüzde malign melanomayı da içeren bir çok malign hastalığın tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisidir. İmmünoterapötiklerin diğer yan etkilerinin yanı sıra, otoimmün tiroid fonksiyon bozukluğu gibi yan etki-lerinin de olabileceği gösterilmiştir. Bu çalışmamızda bilim dalımızda takip edilmiş ve tedavilerinde immünoterapi ya da kemoimmünoterapi kullanılmış olan 21 (15'i erkek, 6'sı kadın) kanser olgusu tiroid fonksiyon bozukluğu açısından incelenmiştir. Bu amaçla hastaların tiroid fonksiyon testleri ve antitiroid antikorları araştırılmıştır. Çalışmaya alınan hastalardan biri çalışma sırasında kendi isteği ile tedaviyi bırakırken, iki hasta (biri çalışma sırasında, diğeri de çalışma bitiminden sonra) kaybedildi. Çalışmadaki diğer hastalar ise çalışma bittiğinde hayatta idiler. Uygulamalar sırasında hastaların 16'sında (%76.19) yorgunluk gelişmişti. Bulantı ve kusma yakınmaları ise 12 hastada (%57.14) mevcut idi. Yedi hastada (%33.33) ateş ve titreme gelişirken, 4 hastada da (%19.04) karın ağrısı yakınması oldu. Hastaların sadece birinde klinik ve laboratuar olarak hipotiroidizm gelişirken, bu hasta dahil 5 vakada antitiroid antikorlarında daha önce olmayan bir pozitiflik saptandı. Hipotiroidi gelişen hasta replasman tedavisi sonrasında düzelirken, 5 hastanın da antikor düzeyleri çalışma sonuna kadar yüksek değerlerde seyretti. Sonuç olarak tümör tedavisinde bir yenilik yaratan immünoterapi tedavisi alan hastalarda öncelikli olarak tiroid disfonksiyonlarının da kontrol edilmesi ve tedavi sırasında takibinin sürdürülmesi gerektiğini düşünmekteyiz.