Journals / Türk Fertilite Dergisi / 2002 / Cilt: 10 - Sayı: 2
Clinical significiance of protein C, protein S, anti-thrombin III and active protein C resistance in unexplained recurrent miscarriages
- Journal
- Türk Fertilite Dergisi
- Pages
- 128–136
- DOI
- —
Abstract
Objective: This study was undertaken to asses the role of protein C, protein S and antithrombin III in unexplained recurrent miscarriages. Institution: Zekai Tahir Burak Women's Health Research and Education Hospital Materials and Methods: 237 women, who admitted to with 3 or more pregnancy loss, were included. Age of the subjects, previous medical and obstetric history, prescribed medications (oral contraceptives, anticoagulant medications), exposed environmental toxins were recorded. Subjects were examined and a history of pelvic or obstetrical infection were asked. Genetic and routine laboratory workup including complete blood count, biochemistry, toxoplasmosis, rubella, cytomegalovirus, herpes simplex antibodies, as well as thyroid function tests were undertaken for each patient. Follicle stimulating hormone (FSH), LH luteinizing hormone (LH), estradiol (E2) were analyzed on the third day of menstrual cycle, besides progesterone on the 21 day. Cervical culture was taken for detection ofmycoplasma, chlamidya, ureaplasma. Hysterosalphingography on the eight day of menses, and transvaginal ultrasonography on the 12 day was performed to all patients, as well as hysteroscopy and laparoscopy if it is indicated.50 patients with unexplained miscarriages (50/237) were included into group 1, and controls (group 2) consisted of 28 patients (28/237) with an alive healthy birth, regular menstrual cycle and who had not used oral contraceptives or anticoagulant medications. Anticardiolipin antibodies (ACA) were studied only in group 1, however protein C, protein S, and antithrombin III were studied inboth groups. Chisquare test was used in statistical analyses. Probabilities of less than 0.05 were accepted as significant. Results: The mean age of group I and group 2 was 28.5, 26.5 respectively. In group 1, four (%8) patients were diagnosed as protein C deficient. There were no protein C deficient women in group 2. Protein S value were %54±5 and %58.5±2 in group 1 and group2 respectively. Antithrombin III level was %62 in group 1. Activated protein C resistance was found in 7 (%14) and in 3 women (%10.7) in group 1 and 2 respectively. Anticardiolipin antibodies (ACA) was positive in 7 patients (%22.6) in group I. There was one patient with only ACA in group I, and one women had translocation, 46XX, t(9,13). In group 1 four women had more than one thrombophilic disorder. Conclusion: In patients with unexplained recurrent miscarriages, history of thrombosis (deep vein thrombosis, pulmonary eniboli, stroke in a relative) should be asked. In these patients laboratory evaluation must include antithrombin III, protein C, protein S, and activated protein C resistance. This workup is especially important in decision making in the therapeutic management of thrombophilias. Thrombophilic disorders, has a significant variance in incidence between different ethnic groups, should be studied in large series in order to establish the prevalence in Turkey so the significance can be determined so one can conclude whether routine laboratory investigation of thrombophilias contribute to the clinician.
Özet
Amaç: Bu çalışmada, açıklanamayan tekrarlayan gebelik kayıplarında protein C, protein S ve antitrombin III'ün rolü değerlendirildi. Çalışmanın Yapıldığı Yer: Zekai T ahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Materyal ve Metod: Bu çalışmaya infertilité polikliniğine üç ve üzerinde abortus şikayeti ile başvuran 237 hasta alındı. Hastaların yaşı, önceki gebelik kayıplarının özellikleri, çevresel toksinlere ve ilaçlara maruziyet (oral kontraseptif, antikoagülan kullanımı), jinekolojik ve obstetrik enfeksiyonlar, eşler arasında genetik ilişki, diabet, tiroid, kardiyak, renal hastalık öykünü belirlendi. Periferik kanda tam kan sayımı ,biokimya,menstruel siklusun 3.günü FSH, LH, E2, PRL, menstruel siklusun 21.günü progesteron düzeyi, paternal karyotip, serolojik testler (TORCH), tiroid fonksiyon testleri, menstruel siklusun 12.günü transvajinal ultrasonoğrafi, menstruel siklusun 8.günü histerosalpingografi, endike ise histeroskopi, laparoskopi, gerekli ise servikal kültür alındı. Değerlendirme sonucu 237 hastadan herhangi bir habituel abortus nedeni bulunamayan 50 hasta (grup l) ve kontrol grubu olarak en az bir canlı doğumu olan,düzenli menstruel siklus gör en,oral kontraseptif,antikoagülan kullanmayan sağlıklı 28 kadın (grup 2) belirlendi. Antikardiyolipin antikorları grup l 'de bakıldı. Protein C, Protein S düzeyi, Antitrombin III, Aktif Protein C Rezistansı (APCR) her iki grupda da çalışıldı. İstatistiksel analizler iki yüzde arasında farklılık önemlilik testi ile belirlendi. P değeri < 0.05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Grup l 'de ortalama yaş 28.5, grup 2'de ortalama yaş 26,5 idi. Habituel abortusu olan 1.grupta Protein C eksikliği 4 olguda (%8) saptanırken, kontrol grubunda hiç protein C eksikliğine rastlanmamıştır, l .grupta ortalama protein S değeri %54 + 5, 2.grupta ise %58,5 + 2 idi. Antitrombin III l .grupta ortalama değeri %62 idi. Aktif Protein C Rezistansı,l .grupta 7 hastada (%14), 2.grupta ise 3 hastada (%J0.7)idi. Antikardiyolipin antikorları l .grupta 7 hastada (%22.6) pozitifti.! .grupta antinükleer antikoru pozitif olan ve antikardiyolipin antikoru negatif olan 3 hasta mevcuttu, l .grupta yalnız antitiroglobulin antikoru pozitif J hasta vardı, l .grupta karyotipi tekrarlanan bir hastada 46XX(9;13) translokasyonu tespit edildi. ] .grupta 4 hastada birden fazla trombofili hastalık gözlenmiştir. Sonuç: Tekrarlayan gebelik kayıplarında sebep bulunamadığında ,özellikle tromboz öyküsü (ailede geçirilmiş serebrovasküler olay,derin ven trombozu,pulmoner e/nboli öyküsü gibi) olanlarda Antitrombin III, Protein C, Protein S, Aktif Protein C Rezistansı bakılabilir. Bu testler özellikle tanımlanan trombofili hastalıklarında antikoagülan tedavi verilmesi açısından da önemlidir. Irklar arasında farklılık gösteren trombofili hastalıkların Türkiye'deki prevalansı için, geniş serili çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.