Journals / Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / 2014 / Cilt: 14 - Sayı: 2

The Parameters that Affect The Relations Between Germany and Turkey: Immigration, EU Factor, Economy and Dual Citizenship

ALMANYA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELERİ ETKİLEYEN PARAMETRELER: GÖÇ, AB FAKTÖRÜ, EKONOMİ VE ÇİFTE VATANDAŞLIK

Pages
105–130
DOI
—

Abstract

The historical sense of the relations between Germany and Turkey is very vide and it has a profoundity that reflects even today. When it comes to the international relations interests take place. Historical events and the profoundity that reflects toda also do not change this sitution. It is understood that,the increasing Tukish immigrants population inGermany is persistant. The agreement of work power that was signed in 1961 has become the basic sof this and in 2011 the 50 th anniversary of this agreement was celebrated. Germany has considered the immigrants from Turkey as a work power and Turkey has considered this immigration as a practical solution way for unemployement problem. Germany has considered the settlers as "guest workers",did not give any importance to these people's differences and did not take any political and cultural precautions.Turkey, in the term of Cold War, with the internal political dynamics and their fitfulness's effection,did not care about these Turkish citizens' problems of congruity, language,religion and culture and etc. and considered this situation as a "tool" for foreign curencies. As a result of the immigraiton from Turkey to Germany that started in 1960 ,we run across the problem/matter of "dual citizenship". The both countries who is disinterested for the people's problems, want to use this problem as a tool of effectiveness in domestic and foreing policy

Özet

Almanya ile Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin tarihsel boyutu zengindir; bugünkü ilişkilere yansıyan bir derinliği mevcuttur. Uluslararası ilişkilerde ise çıkarlar söz konusudur. Tarihteki gelişmeler ve bugüne yansıyan derinlik bunu değiştirmemektedir. Almanyada sayıları gittikçe artan Türk göçmenlerin artık kalıcı olduğu anlaşılmaktadır. 1961de imzalanan işgücü anlaşması bunun temelini atmış, 2011de bu anlaşmanın 50. yılı kutlanmıştır. Almanya, Türkiyeden gelen göçmenleri işgücü olarak değerlendirmiş, Türkiye ise bu göçü istihdam sorununa pratik çözüm yolu olarak görmüştür. Almanya, ülkeye gelenleri uzunca süre misafir işçi konumunda görmüş ve gelen insanların farklılıklarını önemsememiş, siyasi ve kültürel tedbirler almamıştır. Türkiye ise soğuk savaş dönemindeki iç siyasi dinamikler ve bunların düzensizliğinin de etkisiyle Türk vatandaşlarının uyum, dil, din, kültürel vb. sorunlarıyla ilgilenmemiş, onları ülkeye döviz girmesinde araç olarak görmüştür. Türkiyeden Almanyaya 1960lı yıllarda başlayan göç hareketinin sonuçlarından biri olarak karşımıza Almanyada çifte vatandaşlık konusu/sorunu çıkmaktadır. İnsanların sorunlarına karşı ilgisiz kalan her iki ülke de bu konuyu iç/dış politikada etkinlik aracı olarak kullanmak istemektedir.