Journals / Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / 2014 / Cilt: 14 - Sayı: 1
Slavery, Plunder and Pillage in the XIXth Century Turkestan
- Pages
- 179–196
- DOI
- —
Abstract
The history of slavery is dated back to very old times. Slavery was considered by many societies as one of the social institutions like state and family. Similar with many regions around the World, slave trade was also seen in Turkestan region. Especially Turcomans was closely interested in slave trade. Significant part of income sources among Turcomans, who had a diverse economy, was composed by the revenues coming from spoiling and plunders. Specifically, in the frontier zones were often seen spoliations between Iranians and Turcomans. These recip-rocal spoils occurred constantly and as a result of these actions many people were captured as captives. The main reason, why the people were captured, was de-mand of ransom from other side. The ones whose ransom could not be paid, were sold in the slave markets ofTurcoman cities as Bukhara and Khiva. As selling method was practiced the auction. The seller was encouraging buyers, trying to catch fancy of the customers by praising good features of captives. Slave owner-ship in Turkestan was considered a sign of wealth and power. The Khan and oth-er significant statesmen possessed a lot of slaves.They were forced to work as domestic worker in residents and in fields and from time to time as soldiers. Especially Russian slaves were sought after due to their knowledge and powerfulness. Slaves were assimilated in Turkestan territories. They got married there and had children and grandchildren, which finally led to alienation from their own identities. As they felt uncomfortable with the slavery institution, Russians abolished slavery after they occupied Turkestan region. However, since slavery was substantially established in this region, even after abolishment slave trade was continued secretly.
Özet
Köleliğin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kölelik birçok toplum tarafından devlet ve aile gibi beşeri kurumlardan biri olarak görülmüştür. Dünyanın birçok bölgesinde var olan köle ticareti Türkistan topraklarında da kendini göstermiştir. Özellikle Türkmenler köle ticareti ile yakından ilgilenmişlerdir. Değişken bir ekonomiye sahip olan Türkmenlerin geçim kaynaklarının önemli bir kısmını çapul, yağma hareketlerinden elde edilen gelirler oluştururdu. Özelikle sınır bölgelerinde İranlılar ve Türkmenler arasında karşılıklı çapul hareketleri sık sık görülürdü. Her gün karşılıklı olarak tekrarlanan çapul hareketleri anlık sürer ve bu yağma hareketi sonucunda çok sayıda esir ele geçirilirdi. Esir ele geçirmenin temel amacı fidye almaktı. Fidye alınamayan esirler Türkistan hanlıklarının Buhara, Hive gibi şehirlerinde kurulan köle pazarlarında satışa çıkarılırlardı. Köle satışı açık artırma usulü ile gerçekleşirdi. Esir satıcısı kölenin özelliklerini överek onu yüksek fiyata satmaya çalışırdı. Köle sahibi olmak Türkistan'da zenginlik alameti olarak görülürdü. Han ve önemli devlet adamlarının çok sayıda kölesi bulunmaktaydı. Köleler ev işlerinde, tarlalarda çalışır ve zaman zaman asker olarak görev yaparlardı. Özellikle Rus köleler, köle pazarlarında bilgili ve daha güçlü oldukları için daha çok rağbet görürlerdi. Köleler Türkistan topraklarında asimile olmuşlardı. Bu topraklarda evlenmiş, çocuk ve torun sahibi olup kendi kimliklerinden uzaklaşmışlardı. Kölelik kurumundan rahatsızlık duyan Ruslar Türkistan bölgesinin işgal ettikten sonra bu müesseseyi ortadan kaldırmışlardı. Ancak sıkı bir şekilde bu topraklarda mevcut olan köle satışı gizli bir şekilde yapılmaya devam edilmişti