Journals / Türk Dünyası Araştırmaları / 2013 / Cilt: 102 - Sayı: 202

The kigi sanjak officers, banditry and the efforts to provide social order (1514-1852)

Kiğı sancak beyleri, eşkıyalık ve sosyal düzeni sağlama çabaları (1514-1852)

Pages
55–88
DOI
—

Abstract

At the time of Ottoman, Kigi was the center of sanjak and town. First, it was a part of Diyarbekir State, and then a part of Erzurum State at the time of Kanuni, and before World War II it was a part of Harput State. At pre-Ottoman period and Ottoman classical age, like many parts of Anatolia, Kigi was a place of uneasiness and poverty from time to time. However, when we consider the public s previous attitudes against banditry, the banditry activities were remained local and generally occurred at low rates. They occurred especially at the occasional times when people were sensitive like the times of wars. Some of these events were due to the effect of Iranian. Some of them deeply affected the society. Because of the banditry, regional leaders and public were damaged, some of them leftheir country, and some protested and complained the banditry. At the time of uneasiness, local government and sovereignty were asked to solve the issue by different ways. On the other hand, the fief holders of the region took part in suppressing the rebellion of Jalali both in their regions and different regions. The rebellions and banditry activities in the region affected the appointment of the sanjak officers. From 17th century on, sanjak officers were often selected from indigenous families in order to make them feel themselves administratively powerful. The sanjak officers that had manor, fief or heritage were appointed lifelong as long as ensuring the security of the public, preventing the bandits, and working for establishing the peace. However, many sanjak officers were dismissed especially due to the inability to cope with bandits. Sometimes these officers also caused injustice. From the second half of 19th century on, this type of problems of region and state were differentiated.

Özet

Osmanlılar zamanında Kiğı, kaza ve sancak merkezi idi. Önce Diyarbekir eyaletine, Kanuni zamanında Erzurum eyaletine, I. Dünya Savaşı öncesinde Harput eyaletine bağlanmıştır. Osmanlı öncesi ve Osmanlı klasik çağında Kiğı, Anadolunun pek çok parçası gibi, zaman zaman huzursuzluk ve yoksullukla baş başa kalmıştır. Bununla beraber, geçen yüzyıllar boyunca ahalinin eşkıyalık karşısındaki tutumuna bakılırsa, eşkıyalıkfaaliyetleri genellikle mahalli kalmıştır ve düşük oranda vuku bulmuştur. Onlar da savaş veya ahalinin hassaslaştığı zamanlarda ara ara gerçekleşmiştir. Bu olayların bir kısmı, İran nüfuzunun etkisi ile oluşmuştur. Bir kısmı ise, toplumu derinden sarsmıştır. Eşkıya karşısında, bölge ileri gelenleri ve ahali zarar görmüş, kimi yerini yurdunu terk etmiş, kimi karşı çıkmış ve şikâyette bulunmuştur. Huzursuzluk anında, muhtelif yollarla mahalli idare ve saltanat merkezine başvurular olmuş, meselenin çözümü istenmiştir. Buna karşılık, bölgeden toplanan timar sahipleri, hem bu bölgede hem başka bölgelerde, Celali isyanlarını bastırmada görev almışlardır. Burada çıkan isyanlar ve eşkıyalık faaliyetleri, sancak beylerinin tayinlerini de etkilemiştir. XVII. yüzyıldan itibaren, sancak beyleri mahallin sosyal ve iktisadî huzurunu ilgilendiren olumlu ortamı sağlamak şartıyla görevlendirilmişlerdir. İdarî olarak kendilerini güçlü hissetmeleri için, bunlar genellikle bölgenin yerli ailelerinden seçilmiştir. Ahalinin güvenliğinin sağlanması, şekâvetin önlenmesi, bölgenin şen ve abadan olması şartıyla malikane veya yurtluk ve ocaklık sahibi sancak beyi olarak ömür boyu görevde kalmak üzere göreve getirilmişlerdir. Ancak bunların bir kısmı özellikle eşkıya ile baş edememesi dolayısıyla kısa süre sonra görevden alınmışlardır. Bazen bu görevliler de haksızlığa yol açmışlardır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, devletin ve bölgenin bu türden problemleri farklılaşmıştır.