Journals / Türkderm-Deri Hastalıkları ve Frengi Arşivi / 2017 / Cilt: 51 - Sayı: 1

Melkersson-Rosenthal syndrome and psoriasis: An association beyond coincidence?

Melkersson-Rosenthal sendromu ve psoriazis: Koinsidans ötesinde bir birliktelik mi?

Pages
36–37
DOI
—

Abstract

Muayenesinde üst ve alt dudakta ve baskın olarak yüzün sağ yarısı şişmişti (Resim 1a). Saçlı deri, yüz, gövde ve üst ekstremitesinde eritemli papüloskuamöz döküntü izlendi (Resim 2a, 2b). Oral muayenede fissürlü dil vardı (Resim 1b). Alt dudaktan yapılan insizyonel biyopsi örneğinde tipik granülom izlenmedi. Ancak seri kesitlerde gevşek granülom benzeri histiyositik birikimlerin olduğu izlendi (Resim 3a, 3b). Rutin kan tetkikleri ve dışkı analizi bulguları normaldi. Akciğer grafisinde hilar ya da mediyastinal nodal genişleme izlenmedi. Klinik bulgulara dayanarak MRS teşhisi kondu. Skalpteki bir plak lezyondan alınan biyopsi örneği parakeratotik skuamlar içerisinde nötrofiller ile birlikte parakeratozun olduğu psöriasiform bir lezyon ortaya koydu. Dermiste dilate kapiller izlendi (Resim 3c). Periyodik asit-Schiff boyamada herhangi bir fungal organizma izlenmedi. Histopatolojik bulgular psoriazis ile uyumlu idi. MRS teşhisinin esas olarak tipik klinik özelliklere dayanarak konması nedeni ile histolojik kanıt zorunlu değildir. Histopatolojik muayenede kazeifiye olmayan granülomların olması tanıyı destekler. Hastamızın patolojik muayenesinde fokal histiosit akümülasyonu olan kronik enflamasyon izlendi. Hastamız sendromun full triadı ile presente olmuştu. Fissürlü dil genellikle genellikle asemptomatiktir ve tedavi gerektirmez. MRS tanılı hastalarda rekonstrüktif cerrahi orofasiyal ödem için bir tedavi seçeneği olabilir fakat rekürrensler sık izlenir6

Özet

Muayenesinde üst ve alt dudakta ve baskın olarak yüzün sağ yarısı şişmişti (Resim 1a). Saçlı deri, yüz, gövde ve üst ekstremitesinde eritemli papüloskuamöz döküntü izlendi (Resim 2a, 2b). Oral muayenede fissürlü dil vardı (Resim 1b). Alt dudaktan yapılan insizyonel biyopsi örneğinde tipik granülom izlenmedi. Ancak seri kesitlerde gevşek granülom benzeri histiyositik birikimlerin olduğu izlendi (Resim 3a, 3b). Rutin kan tetkikleri ve dışkı analizi bulguları normaldi. Akciğer grafisinde hilar ya da mediyastinal nodal genişleme izlenmedi. Klinik bulgulara dayanarak MRS teşhisi kondu. Skalpteki bir plak lezyondan alınan biyopsi örneği parakeratotik skuamlar içerisinde nötrofiller ile birlikte parakeratozun olduğu psöriasiform bir lezyon ortaya koydu. Dermiste dilate kapiller izlendi (Resim 3c). Periyodik asit-Schiff boyamada herhangi bir fungal organizma izlenmedi. Histopatolojik bulgular psoriazis ile uyumlu idi. MRS teşhisinin esas olarak tipik klinik özelliklere dayanarak konması nedeni ile histolojik kanıt zorunlu değildir. Histopatolojik muayenede kazeifiye olmayan granülomların olması tanıyı destekler. Hastamızın patolojik muayenesinde fokal histiosit akümülasyonu olan kronik enflamasyon izlendi. Hastamız sendromun full triadı ile presente olmuştu. Fissürlü dil genellikle genellikle asemptomatiktir ve tedavi gerektirmez. MRS tanılı hastalarda rekonstrüktif cerrahi orofasiyal ödem için bir tedavi seçeneği olabilir fakat rekürrensler sık izlenir6