Journals / Türk Biyokimya Dergisi / 2008 / Cilt: 33 - Sayı: 3
Resveratrol and cardiovascular system
- Journal
- Türk Biyokimya Dergisi
- Pages
- 117–121
- DOI
- —
Abstract
Oxidative stres, characterized by an increased endogenous production of reactive oxygen species such as superoxide anion and hydrogen peroxide, is the basic cause of endothelial dysfunction. Oxidative stress has been implicated in the pathogenesis of cardiovascular disease, cancer, neurological disorders, diabetes, ageing and other diseases. There is increasing evidence that reactive oxygen species play a role in reoxygenation injury. Defense mechanisms against free radical-induced oxidative stress involve inhibition of these mechanisms, repair mechanisms, physical defense and antioxidant defense. Hypoxia-reoxygenation injury (or ischemia-reperfusion) effects both cardiac myocytes and coronary vessels (the vascular smooth muscle and the endothelium) in the heart. The injury in the coronary vessels may change the coronary vascular tone and affect coronary blood flow during reperfusion. Reduction of the coronary flow, in addition to the ischemia-reperfusion injury to the cardiac myocytes, may increase myocardial dysfunction, resulting in mortality and morbidity. Enzymatic antioxidants involve superoxide dismutase, glutathione peroxidase and catalase enzymes. Non-enzymatic antioxidants are ascorbic acid, α-tocopherol, glutathione, carotenoids, flavonoids, stilbenes and othes. Under normal conditions, there is a balance between both the activities and the intracellular levels of these antioxidant and this balance is important for the survival of the organism and health. Resveratrol is a polyphenolic compound belonging to the stilbene family found in grapes and red wine. It is a molecule with antiinflammatory, anti-oxidant, anti-apoptotic, cytoprotective, anti-cancer and cardioprotective effects. In France, a negative relationship has been found between red wine consumption and the prevalance of cardiovascular disease (French paradox). In both of the acute and chronic cardiac injury models, resveratrol reduces the severity of ischemia-reperfusion injury. Numerous studies have shown that resveratrol is protective against oxidative damage which plays a role in the pathophysiology of cardiovascular disease.
Özet
karakterize olan oksidatif stres, endotel tabakasının işlev bozukluğunun temel nedenidir. Oksidatif stres kardiyovasküler hastalıklar, kanser, nörolojik hastalıklar, diyabet, yaşlanma ve diğer pek çok hastalığın patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır. Oksidatif stres ile ilgili savunma mekanizmaları; bu mekanizmaların engellenmesi, onarımı, fiziksel savunma ve antioksidan savunmayı kapsamaktadır. Hipoksi-reoksijenasyon (ya da iskemi-reperfüzyon) hasarı kalpte hem koroner damarları (damar düz kası ve endotel), hem de kalp kası hücrelerini (kardiyak miyositleri) etkilemektedir. Koroner damarlardaki hasar, damar tonusunu değiştirebilir ve reperfüzyon sırasında koroner kan akışını etkileyebilir. Kas hücrelerindeki iskemi-reperfüzyon hasarına ek olarak, koroner akışın azalması miyokardiyal disfonksiyonu arttırmakta, bu da ölüm ve hastalıkla sonuçlanmaktadır. Enzimatik antioksidan savunma süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve katalazı kapsamaktadır. Enzimatik olmayan antioksidanlar askorbik asit, α-tokoferol, glutatyon, karotenoidler, flavonoidler, stilbenler ve diğerleridir. Normal koşullar altında bu antioksidanların hücre içi düzeyi ve etkinlikleri arasında denge bulunmaktadır. Bu denge, organizmanın canlılığı ve sağlığı açısından gereklidir. Resveratrol, stilbenlerin alt grubu olup, üzüm ve kırmızı şarapta bulunan polifenolik bir bileşiktir. Anti-inflamatuvar, antioksidan, anti-apoptotik, sitoprotektif, anti-kanser ve kardioprotektif etkileri bulunmaktadır. Fransa’da kırmızı şarap tüketimi ile kardiovasküler hastalık sıklığı arasında ters orantı saptanmıştır (Fransız paradoksu). Kardiyak hasarın akut ve kronik modellerinde, resveratrol miyokardiyal iskemireperfüzyon hasarının şiddetini azaltmaktadır. Kardiyovasküler hastalıkların patofizyolojisinde rol oynayan oksidatif hasara karşı koruyucu olduğu, yapılan çok sayıda çalışma ile gösterilmiştir.