Journals / Türk Biyokimya Dergisi / 2018 / Cilt: 43 - Sayı: 1

Assessment of macroprolactinemia inpatients with prolactinoma

Prolaktinoma tanili hastalarda makroprolaktineminin değerlendirilmesi

Pages
71–75
DOI
—

Abstract

Purpose: Macroprolactin, the high-molecular mass prolactinisoform, is considered to be an inactive product withextrapituitary origin. Although macroprolactinemia isconsidered a benign condition, there is evidence of overlappingclinical features among patients with hyperprolactinemia.Data on the prevalence of macroprolactinemiain prolactinomas is also quite limited. The aim of thisstudy was to assess the prevalence of macroprolactinemiain our patients with prolactinoma.Methods: The study included patients with macroprolactinoma(n = 50) and microprolactinoma (n = 16). Prolactinlevel was measured with an electrochemiluminescentimmunoassay, and macroprolactinemia was defined asthe percentage of prolactin recovery

Özet

Amaç: Yüksek molekül ağırlıklı makroprolaktin, ekstrapitüiter orjinli inaktif prolaktin izoformudur. Makroprolaktinemi benign bir durum olarak bilinse de bazen hiperprolaktinemi klinik bulguları gözlenebilir. Ancak makroprolaktinemi ve prolaktinoma birlikteliği ile ilgili yayınlar oldukça sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı; prolaktinomalarda makroprolaktinemi sıklığını belirlemektir. Yöntem: Bu çalışmaya 50 makroprolaktinoma ve 16 mikroprolaktinoma hastası dahil edilmiştir. Prolaktin ölçümü elektrokemilüminesans yöntemiyle yapılmıştır. Polietilenglikol (PEG) çöktürme yöntemi kullanılarak hesaplanan prolaktin recovery yüzdesinin %40’ın altında olması makroprolaktinemi olarak tanımlanmıştır. Sonuçlar: Hastalarımızın hiçbirinde makroprolaktinemi tespit edilmemiştir (hesaplanan prolaktin recovery aralığı %55–96). Makroprolaktinomalar ve mikroprolaktinomaların ortalama prolaktin recovery yüzdeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (sırasıyla %67.7 ± 8.0 ve %70 ± 9.4, p = 0.96). Tartışma: Makroprolaktinemilerde genellikle hipofizde herhangi bir lezyon yoktur. Prolaktinomalarda monomerik prolaktin dominant olmasına rağmen, nadiren makroprolaktin varlığı da olabilir. Biz prolaktinoma tanılı hastalarımızın hiçbirinde PEG çöktürme yöntemiyle makroprolaktinemiye rastlamadık, ayrıca makro- ve mikroprolaktinomalarda prolaktin recovery yüzdeleri açısından fark bulmadık. Sonuç olarak prolaktinomalarda makroprolaktin taramasına gerek yoktur diyebiliriz.