Journals / Tüberküloz ve Toraks / 2008 / Cilt: 56 - Sayı: 3

Thoracoscopic bullectomy and pleural abrasion in the treatment of primary spontaneous pneumothorax

Primer spontan pnömotoraks tedavisinde torakoskopik büllektomi ve plevral abrazyon

Pages
291–295
DOI
—

Abstract

Although spontaneous pneumothorax is the most common problem seen by the thoracic surgeon, there is no universal agreement in its management. Thoracoscopic bullectomy is preferred to open bullectomy because of minimal trauma, less pain, early recovery and discharge with comparable results. Seventy thoracoscopic bullectomy and apical pleural abrasion in 65 patients with spontaneous pneumothorax were retrospectively reviewed. All but 8 (13%) patients were male with a mean age of 24 years (range 17-55). Only the patients who had a prolonged air leak (> 4 days), reccurence/bilateral pneumothorax occupational reasons and bilateral pneumothorax were the indications for surgical treatment. The patients who had conversion to open thoracotomy were not included in the study. Computerized tomography was performed in all cases prior to the surgery. Endo-GIA 45-60 mm (4.8) staplers (Auto Suture, Tyco, USA) were used for bullectomy using three port access. The apical pleural abrasion following thoracoscopic bullectomy was performed in all cases. One patient developed haematoma on the first postoperative day and underwent open thoracotomy and evacuation of the haematoma. The median hospital stay was 3 (1-11) days. Recurrent pneumothorax was observed in 5 (7.1%) patients. Although thoracoscopic bullectomy is an expensive procedure that requires experience, however reduced pain, shorter hospital stay and early recovery makes it preferred method in such cases.

Özet

Spontan pnömotoraks günümüzde halen göğüs cerrahlarının en sık karşılaştığı problemlerden birisidir. Tedavisi hakkında henüz ulusal ve uluslar arası fikir birliği oluşmamıştır. Torakoskopik büllektomi bu hastalığın tedavisinde minimal travma, azalmış ağrı ve hastanede kalış süresinin kısalığı nedenleriyle yaygın olarak kullanılmakta ve açık büllektomiye tercih edilmektedir. Bu çalışmada, torakoskopik büllektomi ve apikal plevral abrazyon uygulanan 65 hasta geriye dönük olarak incelenmiştir. Olgularımızdan 8 (%13)’i kadın ve ortalama yaş 24 (17-55) yıl idi. Operasyon endikasyonları; uzamış hava kaçağı, nüks/bilateral pnömotoraks veya mesleki nedenlerdi. Komplikasyon gelişmeyen, ilk atak ve 48 saat içinde akciğer ekspansiyonu sağlanan hastalarda cerrahi uygulanmadı. Torakoskopi ile başlanıp torakotomiye dönen olgular çalışmaya dahil edilmedi. Bilgisayarlı tomografi operasyon öncesi tüm olgulara uygulandı. Torakoskopik girişimde en fazla üç giriş deliği kullanılırken, büllektomi için Endo-GIA 45-60 mm (4.8) stapler kullanıldı. Tüm olgularda torakoskopik büllektomi sonrası “Marlex Mesh” ile mekanik apikal plevral abrazyon uygulandı. Postoperatif birinci gün hematom gelişen hastada açık torakotomi ile kanama kontrol edildi ve hematom boşaltıldı. Ortalama hastanede kalış süresi 3 (1-11) gündü. Beş (%7.1) olgumuzda nüks pnömotoraks gelişti. Torakoskopik büllektomi pahalı ve tecrübe gerektiren bir uygulama olmasına rağmen kozmetik avantaj, belirgin ağrı azalması, hastanede kalış ve iyileşme süresinin kısalmasıyla uygun olgularda tercih edilmesi gereken bir yöntemdir.