Journals / Turkish Studies - Language and Literature / 2020 / Cilt: 15 - Sayı: 4

The False Friendship in Historical Texts - A Study of the Stories of Forty Viziers -

Tarihi Metinlerde Yalancı Eş Değerlik - Kırk Vezir Hikâyeleri Üzerine Bir İnceleme -

Pages
1993–2000
DOI
—

Abstract

Although there are similarities between the dialects of a language or related language families interms of sound, meaning and structure, there are also cases where there is no overlap in terms of meaning. Inparticular, the “equivalents” that occur when two languages or dialects are transferred to each other in termsof equivalence boundaries create some problems. One of these problems is the subject of “false equivalents(The False Friendship)”. In Turkey, the subject of “The False Friendship”, which has been studied since the1990s, is mainly carried out in text transfers between Turkish dialects and Turkey Turkish. The majority ofThe False Friendship studies in text transfers are based on words. It is determined that such structures, whichdo not overlap with each other in terms of concept areas and are called The False Friendship, lead to errors intransfers, as well as make it difficult to understand. This study focuses on the words “The False Friendship”in Stories of Forty Viziers from the Old Anatolian Turkish period. Forty Viziers’ Stories is one of themanuscripts and printed works of the Ottoman period and was copied by Molla Hüseyin in 1650 AD (1060AH). Today, it has been translated into Turkey Turkish by Mehmet Dursun ERDEM and is located in theCarolina Rediviva Library of Uppsala University. In the study, a limited number of words were selected fromthe texts transferred to Turkey Turkish and examined. The words examined are considered in terms of“absolute false friends” between old Anatolian Turkish and Turkey Turkish. It has been pointed out that themeanings of these words, which exactly coincide with the direction and shape of the sound in both the sourceand target dialects, are completely different.

Özet

Bir dilin lehçeleri veya akraba olduğu diller arasında ses, anlam, yapı bakımından birbirine benzerlikleri olduğu gibi anlam bakımından herhangi bir örtüşmenin olmadığı durumlar da söz konusudur. Özellikle iki dilin veya lehçenin eş değerlik sınırları bakımından birbirine aktarılmasında ortaya çıkan “eş değerler” birtakım sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunlardan biri de “yalancı eş değerler” konusudur. Türkiye’de 1990’lı yıllardan beri incelenmeye başlayan “yalancı eş değer” konusu daha çok Türk Lehçeleri ile Türkiye Türkçesi arasındaki metin aktarmalarında yapılmaktadır. Yapılan metin aktarmalarındaki yalancı eş değerlik çalışmalarının çoğunluğu ise kelimeler üzerinedir. Kavram alanları bakımından birbiriyle örtüşmeyen ve yalancı eş değerlik olarak adlandırılan bu tür yapıların aktarmaları hatalara yol açtığı gibi anlamayı da güçleştirdiği belirlenmektedir.Bu çalışmada Uppsala Üniversitesinin Carolina Rediviva Kütüphanesindeki Osmanlı dönemine ait el yazması ve matbu eserlerden biri olan ve Miladî 1650 (Hicrî 1060) yıllarında Molla Hüseyin tarafından istinsah edilen Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Kırk Vezir Hikâyeleri’nin, Mehmet Dursun ERDEM tarafından aynı adla Türkiye Türkçesine aktarımı yapılan çalışmasında yer alan metinlerdeki “yalancı eş değerli” kelimeler üzerinde durulmuştur. Çalışmada, Türkiye Türkçesine aktarımı yapılan metinlerden sınırlı sayıda kelime seçilerek incelemede bulunulmuştur. İncelemede bulunulan kelimeler ise, Eski Anadolu Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasındaki “tam yalancı eş değerlik” bakımından ele alınmıştır. Hem kaynak hem hedef lehçede, ses ve şekil yönüyle birebir örtüşen bu kelimelerin anlamlarının tamamen farklı olduğuna dikkat çekilmiştir.