Journals / Turkish Journal of Urology / 2017 / Cilt: 43 - Sayı: 4

Clinical effect of discordance in empirical treatment of cases with urinary tract infection accompanied by bacteremia

Bakteriyeminin eşlik ettiği üriner sistem enfeksiyonu olan olgularda ampirik tedavideki uyumsuzluğun klinik etkisi

Pages
543–548
DOI
—

Abstract

Objective: It has been shown in previous studies that inadequate empirical treatment is associated with mortalityin a variety of infections caused by Gram-negative bacteria. In this study, the clinical effect of discordance inempirical treatment was investigated in patients with urinary tract infection (UTI) accompanied by bacteremia.Material and methods: We retrospectively reviewed the files of adult (>18 years old) patients who were diagnosedwith UTI in our clinic between January 2014 and December 2015. Cases in which the same causativemicroorganism grew in both blood and urine cultures were included in the study. Patients using ceftriaxone andcarbapenem as empirical antibiotic therapy (EAT) were compared as two different groups. In cases that the ethiologicagents were extended- spectrum beta lactamase (ESBL)-producing Klebsiella pneumoniae and Escherichiacoli isolates, if the microorganism was resistant to initial antibiotic treatment the situation was defined as EATdiscordance, and if it was sensitive it was defined as EAT concordance.Results: After the exclusion criteria were applied, 65 of the 266 cases examined were taken into the study. Clinicaland laboratory features of cases of ceftriaxone and carbapenem groups were similar. There was no statisticallysignificant difference between the two groups in terms of hospital stay and survival (p=0.586, p=1.000). Of 28cases of ESBL-producing E. coli and K. pneumoniae, 18 were EAT discordant and 10 were EAT concordant.Clinical and laboratory features of EAT concordant and EAT discordant groups were similar. No statisticallysignificant difference was found between the two groups in terms of hospital stay and survival (p=0.765, p=1.000).Conclusion: It was considered that ceftriaxone can still be a viable option in the EAT of UTI, which is accompaniedby bacteremia without severe sepsis and septic shock findings. It was concluded that EAT discordancemay not have a negative effect on the duration of hospital stay and survival rates in neither total cases nor ESBLpositive ones

Özet

Amaç: Gram negatif bakterilerin neden olduğu çeşitli enfeksiyonlarda, ampirik tedavideki yetersizliğin mortaliteyle ilişkili olduğu önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmada, bakteriyemiyle seyreden üriner sistem enfeksiyonu (ÜSE) olgularında ampirik tedavideki uyumsuzluğun klinik etkisi araştırıldı. Gereç ve yöntemler: Ocak 2014 ile Aralık 2015 tarihleri arasında Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji servisinde ÜSE tanısıyla yatan erişkin (>18 yaş) hastaların dosyaları retrospektif olarak incelendi. Kan ve idrar kültüründe aynı etkenin üretildiği olgular çalışmaya alındı. Ampirik antibiyotik tedavisinde (AAT) seftriakson ve karbapenem başlanan olgular iki gruba ayrılarak karşılaştırıldı. Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) üreten Klebsiella pneumoniae ve Escherichia coli izolatlarının etken olduğu olgularda, başlangıç antibiyotik tedavisine karşı etkenin dirençli bulunması AAT uyumsuz, duyarlı bulunması durumunda AAT uyumlu olarak tanımlandı. Bulgular: Dışlama ölçütleri uygulandıktan sonra incelenen 266 olgudan 65’i çalışmaya alındı. Seftriakson ve karbapenem grubundaki olguların klinik ve laboratuvar bulguları benzer bulundu. İki grup arasında hastanede kalış süresi ve sağ kalım açısından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde bir fark saptanmadı (p=0,586, p=1,000). GSBL üreten E. coli ve K. pneumoniae’nin etken olduğu 28 olgudan 18’i AAT uyumsuz, 10’u AAT uyumlu olarak tanımlandı. İki gruptaki olguların klinik ve laboratuvar özellikleri benzer bulundu. Hastanede kalış süreleri ve sağ kalım oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde bir fark bulunmadı (p=0,765, p=1,000). Sonuç: Ağır sepsis ve septik şok bulguları olmayan ve bakteriyeminin eşlik ettiği ÜSE’nin AAT’sinde seftriaksonun hâlâ uygun bir seçenek olabileceği düşünüldü. Gerek toplam olgularda gerekse GSBL pozitif olgularda, AAT uyumsuzluğunun hastanede kalış süresi ve sağ kalımı oranları açısından olumsuz etkisinin olmayabileceği kanısına varıldı. Ancak daha yüksek hasta sayısıyla çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır