Journals / Turkish Journal of Urology / 2017 / Cilt: 43 - Sayı: 1
Ischaemic priapism: A clinical review
- Journal
- Turkish Journal of Urology
- Pages
- 1–8
- DOI
- —
Abstract
Objective: Ischaemic priapism is a rare condition characterised by little or no cavernosal blood flow, painand rigidity of the penis. Immediate intervention is required to restore blood flow, prevent necrosis and erectiledysfunction. This review was conducted to determine the best course of treatment and identify areas incurrent guidelines to which improvements could be made.Material and methods: PubMed, Ovid, MEDLINE (1946- December 2016) and the Cochrane Librarywere searched as sources for literature. Key studies in each of the areas of management were identified andanalysed.Results: A total of 45 articles were reviewed. The first step in treatment should be aspiration of corporealblood. Further studies are needed to make firm recommendations as to whether irrigation should follow,as currently literature is inconclusive. If this fails to cause detumescence, sympathomimetics should beinjected. The sympathomimetic of choice is phenylephrine as it is effective, specific and causes minimalcardiovascular side effects. It should be injected at a concentration of 100-500 μg/mL, with 1 mL beinginjected every 3-5 minutes for up to an hour (maximum 1mg in an hour). Surgical shunting is the next step,except in the cases of delayed priapism (48-72 hours duration) where immediate penile prosthesis insertionmay be considered more appropriate. Distal shunts should be performed first, followed by proximal ones tominimise damage leading to erectile dysfunction. There exists little evidence recommending one shuntingprocedure over another. The final intervention is insertion of a penile prosthesis. Literature suggests that aninflatable prosthesis inserted immediately will yield the greatest patient satisfaction.Conclusion: A review of the literature has highlighted areas in which further research needs to be done tomake conclusive recommendations, including whether irrigation should accompany aspiration and efficacyof shunting procedures. Further studies are required to ensure that patients receive the treatment most likelyto cause detumescence and maintain erectile function.
Özet
Amaç: İskemik priapizm kavernöz kan akımının azlığı veya hiç olmaması, penil ağrı ve rijidite ile karakterize nadir görülen bir durumdur. Kan akımını yeniden sağlamak, nekrozu ve erektil disfonksiyonu önlemek için acil müdahale gereklidir. En iyi tedavi yöntemini belirlemek ve güncel kılavuzlarda gelişme sağlayacak alanları saptamak için bu derleme çalışması yapılmıştır. Gereç ve yöntemler: Literatür kaynakları olarak PubMed, Ovid, MEDLINE (1946- Aralık 2016) ve Cochrane Library taranmıştır. Tedavinin her alanındaki anahtar çalışmalar saptanmış ve analiz edilmiştir. Bulgular: Toplam 45 makale gözden geçirilmiştir. Tedavide ilk adım korporal kanın aspirasyonu olmalıdır. Güncel literatür bu konuda yetersiz olduğundan daha sonra irigasyon yapılıp yapılmamasına ilişkin kesin önerilerde bulunmak amacıyla ileri çalışmalara gerek vardır. Bu girişim detümesans sağlayamazsa sempatomimetikler enjekte edilmelidir. Etkili, spesifik ve minimal kardiyovasküler etkilere neden olduğu için seçilecek sempatomimetik fenilefrindir. Fenilefrin 100-500 μg/mL konsantrasyonda, bir saate kadar 3-5 dakikada bir 1 mL olarak enjekte edilmelidir (1 saatte en fazla 1 mg). Sonraki adım, gecikmiş priapizm olguları dışında cerrahi yolla şant açılmasıdır. Erektil disfonksiyona yol açan hasarı minimal düzeye indirmek için ilk olarak distal daha sonra proksimal şantlar açılmalıdır. Bir şant işlemini diğerine göre önermeye ilişkin az sayıda kanıt mevcuttur. Nihai girişim bir penil protez implantasyonudur. Literatür acilen takılacak şişirilebilir protezin en yüksek derecede hasta memnuniyetini sağlayacağını ileri sürmektedir. Sonuç: Literatürün gözden geçirilmesi, irigasyonun aspirasyona eşlik edip etmemesi gerektiği ve şant girişimlerinin etkinliği de dahil olmak üzere kesinleşmiş önerilerde bulunmak için ileri araştırmaların yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Hastalarda detümesans sağlanması ve erektil fonksiyonların sürdürülmesini sağlayacak tedavinin belirlenmesi için ileri çalışmalara gerek vardır