Journals / Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism / 2019 / Cilt: 23 - Sayı: 2

Evaluation of DNA Damage in Patients with a Neuroendocrine Tumor

Nöroendokrin Tümörlü Hastalarda DNA Hasarının Değerlendirilmesi

Pages
105–111
DOI
—

Abstract

Objective: Neuroendocrine tumors develop from the neuroendocrine cells of the endocrine system. As these tumors are extremely slow growing compared with other cancers, they often take years to reach a measurable dimension, thus leading to the late diagnosis, which has adverse effects on the survival and quality of life of patients. There is a link between many types of cancer and genomic instability, thus the markers associated with genomic instability can be used for early diagnosis of the disease or cancer-related changes. Comet assay is the most commonly used method to test genomic instability or DNA damage. To the best of our knowledge, no data are available on DNA damage in patients with neuroendocrine tumors. This study aimed to investigate the possible risk of DNA damage in a patient with neuroendocrine tumors using the comet assay. Material and Methods: The study included 23 patients with neuroendocrine tumors and 20 age-and sex-matched healthy participants. The DNA damage was determined using the comet assay for leukocytes obtained from the peripheral blood samples of patients and control participants. Results: We found that the DNA damage was markedly higher in the patients with neuroendocrine tumors than control participants (p˂0.05). Conclusion: Our data suggest that genomic instability contributes to the development of neuroendocrine tumors. However, further investigations are needed to support our results, as it is a preliminary report on DNA damage risk in patients with NETs.

Özet

Amaç: Nöroendokrin tümörler endokrin sistemin nöroendokrin hücrelerinden oluşan tümör grubunu temsil etmektedir. Bunların çoğu diğer kanserlere kıyasla çok yavaş büyür, belirtilere neden olmaları yıllar sürer ve geç evrede tanı konur. Genetik değişiklikler ile kanser arasında bir ilişkinin varlığı birçok çalışmayla desteklenmiş olup, genomik kararsızlık ile ilişkilendirilmiş belirteçlerin birçok hastalığın erken tanısında kullanılmasının yararlı olabileceği ileri sürülmektedir. Komet tekniği, genomik karasızlık/DNA hasarını test etmek için en sık kullanılan yöntemdir. Bildiğimiz kadarıyla, nöroendokrin tümörlü hastalarda genomik DNA hasarı ilgili herhangi bir veri bulunmamaktadır. Çalışmamızda, komet yöntemi ile tedavi almayan nöroendokrin tümörlü hastalarda olası DNA hasarlarının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmamız, nöroendokrin tümörler teşhisi konmuş ve herhangi bir tedavi almamış 23 hastada ve bu hastalara benzer yaş ve cinsiyette olan 20 sağlıklı kişide yapıldı. Hasta ve sağlıklı kontrollerden alınan periferal kan örneklerinden elde edilen lökositlerinde DNA hasarı komet assay yöntemiyle belirlendi. Bulgular: Nöroendokrin tümörlü hastalarda DNA hasar oranının sağlıklı kişilere göre önemli seviyede yüksek olduğu bulundu (p˂0.05). Sonuç: Verilerimiz, genomik kararsızlığın nöroendokrin tümörlerin oluşuma katkıda bulunabileceğini göstermektedir. Fakat, sunulan çalışma literatürde bir ilk olduğundan, çalışmamızı desteklemek için daha fazla hasta sayısı ile yapılacak araştırmalara gerek olduğu düşünülmektedir.