Journals / TESAM AKADEMİ / 2018 / Cilt: 5 - Sayı: 1
THE RISE OF ETHNIC NATIONALISM, INTRA-STATE CONFLICTS AND CONFLICT RESOLUTION
- Journal
- TESAM AKADEMİ
- Pages
- 11–33
- DOI
- —
Abstract
This article aims to discuss the rise of ethnic nationalism and relatedintra-state conflicts in the post-Cold War era, also attemptingto come up with some recommendations for the resolution ofsuch conflicts. By looking through major ethnopolitical conflictsaround the globe and trying to find out some main points incommon, the study reaches the conclusion that these conflictsare, in general, associated with, but not limited to, restrictions ofethnic identity, legal, economic and cultural discrimination, antidemocraticregimes, unfavorable economic conditions, collapse ofstate authority, and international support. The study also revealsthat ethnopolitical conflicts cannot be resolved through force only.Although a reasonable use of force may be functional in terms ofstopping immediate violence and providing a cooling-off period fornegotiations, multi-level efforts are said to be needed by domesticand international actors to be responsive to the underlying causesof intra-state conflicts discussed in detail.
Özet
Bu makale, Soğuk Savaş sonrası dönemde yükselen etnik milliyetçilik ve bununla bağlantılı devlet içi çatışmaların temel sebepleri üzerine analitik bir tartışma ortaya koymaya çalışmakta, aynı zamanda söz konusu çatışmaların nasıl çözülebileceğine ilişkin bazı öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Küresel ölçekte cereyan eden etno-politik çatışmaların kimi ortak yanlarını tespit etme çabasından hareket eden çalışma, söz konusu çatışmaların, genel olarak, etnik kimliği baskılamaya yönelik sınırlamalar, yasal, ekonomik ve kültürel ayrımcılık, anti-demokratik rejim, elverişsiz ekonomik koşullar, adaletsiz kaynak dağılımı, devlet otoritesinin çökmesi ve uluslararası destek unsurlarıyla bağlantılı olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Çalışma, ayrıca, devlet içi çatışmaların yalnızca askeri güç temelinde çözülemeyeceğine vurgu yapmakta, makul düzeyde bir güç kullanımının fiziksel şiddeti önleme bağlamında fonksiyonel olabileceğine, ancak kalıcı bir çözüm için, ulusal ve uluslararası aktörler tarafından sorunların altta yatan nedenlerine cevap verebilecek çok yönlü çabalar ortaya konması gereğine işaret etmektedir.