Journals / Söylem Filoloji Dergisi / 2019 / Cilt: 4 - Sayı: 2
Different Images of the Ontological Break in The Fall and After a Long Way Down
- Journal
- Söylem Filoloji Dergisi
- Pages
- 432–445
- DOI
- —
Abstract
Existentialism, which problematizes the existence, is one of the philosophies thatcharacterize the 20th century. Human beings are at the centre of this philosophy along withthe notions such as meaning, absurdity, suicide and revolt. In this respect, Camus is one ofthe prominent thinkers associated with the existential philosophy. His main books are TheMyth of Sisyphus and The Rebel, which focus on the suicide phenomenon, revolt and theabsurd.The literature is also a means for Camus to convey his philosophical ideas. In thiscontext, The Fall reflects his existential philosophy on absurdity and suicide. Like The Fall,Bıçakçı’s Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra (After a Long Way Down) can also be evaluated asa text with existential motifs and ideas influenced by Camus. In this sense, both texts areopen to criticism in the light of existential philosophy because they revolve around absurdhero/heroine who challenges the expectations of society.This study presents an attempt to clarify, in a comparative way, the existential themesand motifs in The Fall and After a Long Way Down, focusing on how the suicide event isshaped culturally.
Özet
Varoluş durumunu sorunsallaştıran varoluşçuluk, 20. yüzyılı resmeden akımlar arasındadır. Anlam, absürd, intihar ve başkaldırı gibi kavramlarla anılan bu akımda, insan temel sorunsal olarak ele alınır. Bu anlamda, Camus varoluşçulukla özdeşleşen önemli düşünürler arasındadır. Sisifos Söyleni, Başkaldırı gibi eserleri olan Camus bu çalışmalarında intihar olgusunu, başkaldırıyı ve absürdlüğü ele almıştır. Edebiyat, Camus için aynı zamanda felsefi düşüncelerini ifade etmek için bir araç olmuştur. Bu bakımdan onun Düşüş adlı romanı absürd ve intihar olgularına dair görüşlerini yansıtmaktadır. Düşüş’e benzer şekilde Barış Bıçakçı’nın Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra adlı romanında da varoluşçulukla ilgili motifleri ve Camus’nün felsefesini görmek mümkündür. Bu açıdan yaklaşıldığında her iki eser de varoluşçuluk felsefesi bağlamında toplumla çatışma içinde olan absürd kahramanlar barındırır. Bu çalışma Düşüş ve Bir Süre Yere Paralel gittikten Sonra adlı romanlardaki varoluşçu izlekleri karşılaştırarak intiharın kültürel olarak nasıl şekillendirildiğini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.