Journals / SineFilozofi / 2019 / Cilt: 4 - Sayı: Özel Sayı 1

Living Trilogy “The Decline of Individual Due to Individualism

Yaşayanlar Üçlemesinde “Bireyciliğin Sonucunda Bireyin Ölümü

Pages
374–395
DOI
—

Abstract

The Enlightenment movement in the 16th century and the Industrial Revolution in the 18th century have turned into a rapid change movement all over the world, firstly in Europe. Especially in consequence of the war industry developed under the influence of the Industrial Revolution and weapon technology, there were successively two world wars in the 20th century; the rise of fascism in Europe has resulted in the slaughter of millions of people. The World Wars in the history of human for the first time have caused the great depression and emptiness in human life especially with the use of the atom bomb in the Second World War. The dominance of capital all over the world, the acceleration of globalization and the phenomenon of commodification increase alienation among individuals. Application of individualistic lifestyle being able to accomplish the aim of capitalism which is to get more profit and more sales of product results in “The Decline of Individual Due to Individualism” with Horkheimer’s words. Roy Andersson’s Living Trilogy is selected as a sample since it provides an opportunity to observe phenomenon clearly such as losing sight of meaning and alienation in the life of people of the 21st century. In this study, the Living Trilogy will be analyzed throughout what the Enlightenment might cause to such changes in Europe five hundred years after the occurrence of the Enlightenment which started in the 16th century in Europe, Foucault’s The Subject and Power concepts and the saying of Horkheimer “The Decline of Individual Due to Individualism”. It is also expected that this study will contribute to the field by revealing the general notions of Roy Andersson’s cinema.

Özet

16.yy.da başlayan Aydınlanma Çağı ve 18.yy.da yaşanan Sanayi Devrimi, ilk başta Avrupa kıtası olmak üzere tüm dünyada hızlı bir değişim hareketine dönüşmüştür. Özellikle Sanayi Devrimi’nin etkisiyle gelişen savaş sanayi ve geliştirilen silah teknolojileri sonucunda 20.yy.a gelindiğinde art arda iki dünya savaşı yaşanmış, Avrupa’da ortaya çıkan faşizm olgusu milyonlarca insanın katledilmesiyle sonuçlanmıştır. İnsanlık tarihinde ilk defa yaşanan dünya savaşları, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda atom bombasının kullanılmasının da etkisiyle insan yaşamında büyük bir buhran ve boşluk duygusuna sebep olmuştur. Kapital sermayenin tüm dünyaya egemen olması, hız kazanan küreselleşme ve metalaşma olguları bireyler arası yabancılaşmayı arttırmıştır. Kapitalizmin daha fazla kar ve daha fazla ürün satışı hedefini hayata geçirebilmek için uygulamaya koyulan bireyci yaşam politikaları Horkheimer’ın deyimiyle; bireyciliğin sonucunda bireyin ölümü ile sonuçlanmaktadır. Roy Andersson’un Yaşayanlar Üçlemesi 21.yy. insanın yaşamındaki anlam yitimi, yabancılaşma ve toplumdaki iktidar ilişkileri gibi olguları açık bir şekilde gözlemleme olanağı sunduğu için örneklem olarak seçilmiştir. Bu çalışmada 16.yy.da Avrupa’da başlayan Aydınlanma hareketinin ortaya çıkışından beş yüz yıl sonra yine Avrupa kıtasında ne gibi değişikliklere yol açmış olabileceği, Foucault’nun Özne ve İktidar kavramları ve Horkheimer’ın “bireyciliğin sonucunda bireyin ölümü” söylemi üzerinden Yaşayanlar Üçlemesinde analiz edilecektir. Ayrıca bu çalışmanın, Roy Andersson sinemasının genel hatlarını ortaya çıkartarak alana katkı sağlaması beklenmektedir.