Journals / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2006 / Cilt: 23 - Sayı: 2

Virtual Space as a Public Sphere: Rethinking the Political and Professional Agenda of Spatial Planning and Design

Mekansal Tasarım ve Planlamanın Politik ve Mesleki Gündemini Yeniden Düşünmek: Kamusal Mekan Olarak Sanal Mekan

Pages
1–20
DOI
—

Abstract

Neden olduğu etkiyi bütünüyle algılayamamış olsak da uygarlık için görece kısa bir zaman aralığı olan son çeyrek yüzyıllık süre içerisinde bilgi sistemleri olarak adlandırdığımız iletişim -internet, uydu teknolojileri, telekonferans sistemleri vb.- ve benzetim (simülasyon) / modelleme teknolojileri, geleneksel mekan kavrayışını büyük ölçüde dönüştürmüş durumda. Bu durum, teknolojiyi gündelik yaşam pratiklerinin önemli bir parçası haline getirmiş toplumlarda daha da belirginlik kazanmakta. İnsanların coğrafi konumlarına bağlı olmaksızın aynı ortamda 'bulunmalarını' sağlayan siberuzam (cyberspace); ve ses, görüntü ve hareketle etkileşime olanak tanıyan çokluortam (multimedia) yeni mekansal deneyim biçimlerini de beraberinde getirmekte. Türkçe'de 'sanal mekan' ya da 'sanal çevre' olarak kavramsallaştırdığımız bu ortam, üzerine inşa edildiği kitle iletişim ağı sayesinde yeni bir tür kamusal alan düzlemi haline gelmekte ve mekandan (space) öte; anlamlı yer (place) imgeleri barındırma aşamasına gelmiş durumdadır. Sahip olduğu teknolojik altyapı dolayısıyla sunduğu araçsallıklar her geçen gün çeşitlilik kazanırken; ortaya çıkan yeni sanal mekan örüntüsünün sentaktik ve anlamsal bakımdan ne derece 'yeni' olduğu çok da fazla sorgulanmamakta; alanın yeniden üretimi, yaygınlığını her geçen gün artırır biçimde kendini hızla sürdürmektedir. Kentsel kamusal mekana alternatif yaratma noktasında elektronik ya da sanal mekana yönelik kavramsal-politik bakış geliştirme, asıl olarak kamusal alan üreten mekansal planlama ve tasanm disiplinlerinin kayıtsız kalamayacağı bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yirmi yılda ivme kazanan söz konusu dönüşüm, yine salt bu dönemin içsel dinamikleri ile açıklanamayacak kadar uzun bir tarihselliğe sahiptir. Köklerini yazının, matbaanın ve telgrafın icadında bulan bu süreç; yeni üretim rejimleri ve toplumsal/sınıfsal ilişki biçimleri içerisinde evrilerek -genel kabul görür biçimiyle- adına 'bilgi toplumu' denilen olguyu ortaya çıkarmıştır. Bu anlamda, toplumsal sermayenin bir ürünü olan bilgi teknolojileri kuşkusuz bir geniş kapsamlı sosyo-politik çözümlemeyi gerekli kılmaktadır. Bu nitelikte bir bakış açısının eksikliği, konuyu teknolojik belirlenimci (determinist) ve indirgemeci bir perspektifle sınırlayabilmektedir. Bu çerçevede çalışma, neden olduğu yeni toplumsal üretim biçimleri konusunu merkeze koymamakla birilikte; var olan kamusallık tanımlarından yola çıkarak sanal çevrenin önerdiği mekansal yapı ve anlamın ne derece kamusal alan yaratma gizilgücüne sahip olduğu sorusunu temel sorgu konusu yapmaktadır. Bu anlamda, iletişim ve bilgi teknolojilerinin ürettiği mekansal kurgunun toplumsal ve politik bir kuramsal çerçeve içine taşınması ve irdelenmesi makalenin temel amaçları arasındadır. Sanal mekanlar, gerçek mekan üzerinde kendini var edemeyen farklı politik kimlik ve oluşumların kendilerini yeniden üretmelerine olanak verecek bir kamusallık tanımladığı koşulda olumlanması gereken bir sosyo-politik bağlama otururken; kentsel kamusal alan karşısında ciddi bir seçenek olarak ortaya çıktığı oranda kentsel mekanda kırılmalara neden olabilme eğilimi göstermekte ve baş edilmesi gereken bir soruna dönüşebilmektedir. Bu çok boyutlu bağlam içerisinde plancı ve tasarımcı için sorun, sanal çevrenin kendi içinde sahip olduğu mekansallık ve kamusallık nitelikleri konusu kadar; sanal mekanın kentsel mekanla ne tür bir ilişki içerisinde kurgulanabileceği sorusu olarak gündeme gelmektedir. Soruya verilecek olası yanıtların ipuçları, yöntemsel olarak sanal çevrenin temel mekansal yapısı üzerine yeniden düşünmekle ortaya konacaktır. Bu çerçevede yazı, gerçek ve sanal çevre arasındaki iki kutuplu sorunlu (problematik) ilişkiyi, sanal mekan tarafından ele almakta; bunu yaparken de geleceğe yönelik bir açılımla tasarım konusu bu iki alanı, birbirini dışlayan değil; mekansal planlama süreci ile besleyen ve bütünleştiren bir ilişkisellikte ele almayı önermektedir. Bu noktada sorunsalın, hem sanal hem gerçek mekanda aranan kamusallık niteliklerinin güçlendirilmesi adına; planlama ve tasarım alanlarının profesyonel olduğu kadar politik gündeminde de yer edineceği temel savı belirginlik kazanmaktadır. Buna göre; sunduğu kamusal mekan niteliği bağlamında sanal çevre, kent mekanının planlanmasında katılımı artırıcı ve bu yolla yüksek performanslı ve içinde etkin kamusal yaşam pratiklerini barındıran kent mekanlarının kurgulanmasında işlevlendirilebilir bir tasarım aygıtı olarak vurgulanmaktadır.