Dergiler / Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2022 / Cilt: 0 - Sayı: 52

Mecelle'de Beyyineler Arasında Teâruz ve Tercih

Conflict of Evidence (Taa’rud) and Preference among Manifest Proofs (Al-Bayyināt) in the Majalla

Sayfa
235–262
DOI
—

Özet

Geçmişten günümüze insanlar, yaşadıkları anlaşmazlıkları âdil bir şekilde çözmeye ihtiyaç duymuş ve mahkemelerde iddialarını çeşitli delillerle savunmuşlardır. İslâm mahkemelerinde hâkimler, sunulan beyyineleri klasik fıkıh kaynaklarına dayanarak değerlendirmişlerdir. Osmanlı döneminde hâkimlerin işlerini kolaylaştırmak ve hukukî istikrarı sağlamak gibi bazı hedeflerle bir kanun metni şeklinde oluşturulan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’de, ispat vasıtaları konusuna genişçe yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mecelle’deki beyyineler arasında teâruz ve tercih ile alâkalı maddeleri değerlendirmektir. Araştırma yapılırken genellikle klasik kaynaklarda yer alan mezhepler arasındaki temel ihtilâflara da değinilmiştir. Birbiriyle teâruz eden beyyineler arasında tercih yapabilmenin, davacı ve davalı tarafların tespit edilebilmesine dayandığı gözlemlenmiştir. Davacının beyyine getirmekle yükümlü olması, her iki tarafın da delil sunduğu ya da bundan âciz kaldıkları durumlarda iddialar arasında tercih yapmayı sağlayan bir kuraldır.

Abstract

People have always needed to reconcile their disputes justly and have supported their claims in courts by using various sources of evidence. Judges in Islamic courts evaluate available evidence based on traditional sources of fiqh. Majalla al-Ahkām al-Adliya, a law text created with such objectives in mind as facilitating the work of judges and ensuring legal stability in the Ottoman period, extensively addressed the means of evidence. The purpose of the present study is to evaluate the articles related to taa’rud and preference among manifest proofs in the Majalla. It also addresses main contradictions among the madhabs in classical sources. It was found that the ability to choose between contradictory statements is based on the identification of the claimant and defendant. The fact that the claimant is obliged to provide manifest proof is a rule that enables one to choose between the claims in cases where both parties are able to or unable to present evidence.