Journals / Mülkiye Dergisi / 2013 / Cilt: 37 - Sayı: 3
Hunger strike debates in newspaper columns in Turkey
- Journal
- Mülkiye Dergisi
- Pages
- 101–140
- DOI
- —
Abstract
This article was initiated to provide a resolution of the form of action-oriented discussions of the columns about the hunger strike started by prisoners in different prisons in Turkey, which started on 12th September 2012 and ended on 18th November 2012 in Turkey. Mother-tongue education and the right to use the mother tongue in courts for the right to defense and the isolation of Abdullah Ocalan, were the reasons fort he hunger strike to demand the removal of these took 68 days. Initiated actions to meet these demands, both the hunger strike and the reasons that caused the strike were intensively discussed in public. In fact these demands are very important due to the fact that the discussions were a part of the Turkey s recent agenda on fundamental rights and freedoms. The reasons for the 70 days lasting strike from 12th September to 20th November 2012 are subject to the critical discourse analysis of the 143 columns published in the mainstrean media newspapers Radikal, Hürriyet and Yeni Şafak. The discourse theories and theories centered on the basic approaches to critical discourse analysis and the discursive articulations of hunger strikes in the columns discussed, tend to try to reveal the struggle levels for the hegemony of common understanding. The hunger strike and the action of these claims put forward in the three newspapers in the format of the columns, they ve been addressed and discussed, puts an important understanding of democracy and fundamental rights and freedoms in Turkey. The main purpose of this study on a hunger strike as a matter of social and political action, supported by the columns requesting for debates, leads to show us if Turkey s creation and analyzation of democracy, human rights and fundamental freedoms or the rights of any initiative to ensure the recognition. The struggle for the study of discourse as the basis for the discussion of hunger strikes were studyied in two different parts. The first part of the struggle is that a hunger strike is not seen as a legitimate demand and as a strategy its legitimacy is undermined by trying to set the hunger strike as a form of violent action. In this context, the first level of the fight against strikes is indicated as a strategy of threatening the survival of the state , working to shake the nation s unity and integrity, and to batter the government . Hunger strike action qualifies as a legitimate demand for redress is the second level of the struggle, the struggle is to try to over significations of the highlights of the first level. To meet the specific demands of the struggle for the second level of the hunger strike, it was initiated and marked as a form of non-violent political action. Contrary to struggle which indicates hunger strikes as a violent action, this level discusses the struggle to stabilize the basic rights and freedoms of the Kurdish identity issue.
Özet
Bu çalışma, 12 Eylül 2012 tarihinde Türkiyenin farklı cezaevlerinde bulunan mahkumlar tarafından süresiz ve dönüşümsüz olarak başlatılan ve 18 Kasım 2012 tarihinde sona eren açlık grevi eylemlerinin köşe yazılarında tartışılma biçiminin çözümlenmesine odaklanmaktadır. Anadilde eğitim, mahkemelerde anadilde savunma hakkı ve Abdullah Öcalana yönelik uygulanan tecridin kaldırılması talebi ile başlatılan açlık grevi eylemleri 68 gün sürmüştür. Söz konusu taleplerin karşılanmasına yönelik başlatılan eylemler, gerek açlık grevi eyleminin kendisi gerekse de greve neden olan talepler nedeniyle kamuoyunda yoğun bir biçimde tartışılmıştır. Nitekim söz konusu talepler aynı zamanda Türkiyede son yıllarda sıkça gündeme gelen temel hak ve özgürlüklere ilişkin talepler olması nedeniyle önemlidir. Çalışma kapsamında 12 Eylül-20 Kasım 2012 tarihlerini kapsayan yetmiş günlük süre boyunca Türkiyede anaakım medyanın temsilcilerinden Radikal, Yeni Şafak ve Hürriyet gazetelerinde yer alan 143 adet köşe yazısı eleştirel söylem çözümlemesi ile analiz edilmiştir. Söylem kuramları ve kuramların temel yaklaşımlarını merkeze alan eleştirel söylem çözümlemesi ile açlık grevlerinin tartışıldığı köşe yazılarında söylemsel eklemlenmeler boyunca anlamların sabitlenmesine yönelik yürütülen hegemonya mücadelesinin düzeyleri açığa çıkarılmaya çalışılmaktadır. Açlık grevi eylemi ve eylemde öne sürülen taleplerin söz konusu üç gazetede yer alan köşe yazılarında anlamlandırılma biçimi aynı zamanda Türkiyede demokrasi ve temel hak ve özgürlüklerin de nasıl ele alınıp tartışıldığını göstermesi açısından önemlidir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı toplumsal ve siyasal bir mesele olarak açlık grevi eylemi ve bu eyleme neden olan taleplerin köşe yazılarında tartışılma ve çerçevelendirilme biçiminin Türkiyede demokrasi, insan hakları ve temel hak özgürlüklerin tanınmasına ve sağlanmasına yönelik herhangi açılım olanağı yaratıp yaratmadığının incelenmesidir. Çalışmada açlık grevlerinin tartışılmasına ilişkin yürütülen söylem mücadelesi temel olarak iki düzeye ayrıştırılarak incelenmiştir. Açlık grevinin meşru bir hak arama talebi olarak görülmediği mücadelenin ilk düzeyinde eylemlerin meşruiyetini sarsmaya yönelik bir strateji olarak açlık grevinin anlamı, şiddet içeren bir eylem biçimi olarak sabitlenmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda mücadelenin bu ilk düzeyinde grevler,devletin bekasını tehdit eden , ulusun birlik ve bütünlüğü sarsmaya çalışan vehükümeti yıpratmaya dayalı bir strateji olarak anlamlandırılmaktadır. Açlık grevi eylemlerinin meşru bir hak arama talebi olarak nitelendirildiği mücadelenin ikinci düzeyinde ise, mücadelenin ilk düzeyinde öne çıkan anlamlandırmaların yerinden edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Mücadelenin bu ikinci düzeyinde açlık grevi belirli taleplerin karşılanmasına yönelik olarak başlatılan ve şiddet içermeyen siyasi bir eylem biçimi olarak işaretlenmektedir. Açlık grevlerini şiddet içeren bir eylem biçim olarak sabitlemeye çalışan anlamlandırmaların aksine mücadelenin bu düzeyinde grevler,Kürt kimliğine yönelik temel hak ve özgürlükler meselesi ekseninde tartışılmaktadır.