Journals / Mülkiye Dergisi / 2015 / Cilt: 39 - Sayı: 1
Defining Alevism: The Management of Religion in Turkey, Secularism and the Diyanet
- Journal
- Mülkiye Dergisi
- Pages
- 135–158
- DOI
- —
Abstract
The Diyanet has long been considered as an exceptional institution of Turkishsecularism and evidence showing that secularism in Turkey is indeed flawed. However,recently, the scholars of the anthropology of secularism have criticized this approach,which understands religion and secularism as oppositional, and segregated with clearboundaries. The critics have argued that secularism as a practice of the nation-state hasbuilt itself in relation to the field of religion (Asad, 2003). Looking from this perspective,we observe that for various examples, the secular state does not withdraw from thereligious domain; rather, it manages the field of religion (Turner, 2013) and constructsit in a modern sense (Asad, 2003). Previously, in reference to Bryan S. Turner s conceptof management of religion, we had argued that throughout the history of Republic,the Diyanet has been one of the major institutions that shaped and managed the field of religion and secularism in Turkey (Turner and Zengin Arslan, 2013). In this article, Ianalyze the state s approach to Alevism in reference to the concept of managementof religion. This article suggests that the Republican regime recognized Alevism bydissolving it into a secular identity. In this sense it did not indeed recognize Alevis withtheir religious identities. During the Justice and Development Party period, the Aleviopening process was initiated as a part of the EU integration process. However, thearticle argues, in this process the government had an approach of defining Alevismfrom its own perspective, rather than recognizing them in their own terms. The statewanted to define Alevism through and in reference to Sunni İslam, and by utilizing aseries of strategies of governmentality, such as producing a written Alevi culture withthe leadership of the Diyanet.
Özet
Diyanet, uzun süre akademik ve siyasi çevrelerce Türkiyede laikliğin istisna bir kurumu,yeterince sekülerleşememiş olmamızın bir göstergesi olarak görüldü. Oysa bugün,özellikle antropoloji disiplini içinden, din ve sekülerliği birbirine zıt ve kesin sınırlarlaayrılmış olarak anlayan bu yaklaşıma eleştiriler getirilmekte ve bir ulus devlet pratiğiolarak sekülerliğin kendini din alanıyla ilişki içinde kurduğu vurgulanmaktadır (Asad,2003). Bu açıdan baktığımızda, farklı örnekler için seküler devletin elini din alanındançekmediğini, aksine din alanını yönettiğini (Turner, 2013) ve (modern anlamda) dinalanında kurucu bir rol oynadığını görüyoruz (Asad, 2003). Daha önce, Bryan Turnerındinin yönetimi (management of religion) kavramına referansla, Diyanetin Cumhuriyettarihi boyunca, din alanının ve sekülerliğin şekillenmesinde ve yönetiminde temelkurumlardan biri olduğunu vurgulamıştık (Turner ve Zengin Arslan, 2013). Bu makaleise, dinin yönetimi kavramı yardımıyla, devletin Alevilik konusuna yaklaşımını analizetmeyi amaçlamaktadır. Cumhuriyet rejiminin Aleviliği seküler kimlik içinde eriterektanıdığını, bu anlamda Aleviliği yok saydığını; AKP iktidarı döneminde ise, AB süreciylebirlikte devletin Alevi açılımına yöneldiğini; ancak bu süreçte iktidarın Aleviliğitanımak değil, kendi bakış açısından, Alevilere rağmen tanımlamaya yöneldiğinivurgulamaktadır. Bu tanımlamanın, Sünni İslamın din anlayışı üzerinden, Sünni İslamareferansla ve Diyanetin himayesinde yazılı kültüre geçirilme gibi bir dizi yönetimstratejisi ile gerçekleştirildiğini göstermektedir.