Journals / Mülkiye Dergisi / 2016 / Cilt: 40 - Sayı: 1
From "Universality" to Cultural Relativism: Human Rights Discourse in the Foreign Policy of the AKP
- Journal
- Mülkiye Dergisi
- Pages
- 5–28
- DOI
- —
Abstract
The concept of human rights has been debated and entered in national and international legal texts since the 18th century; however, the governments have included these rights in their foreign policy agenda only in the last quarter of the 20th century. Respect for human rights is now included in almost all governments` agendas, but beyond that human rights is also important as a part of the national identity. Inclusion of human rights as a main foreign policy issue does not merely stand for an agenda item; it is at the same time a declaration to the world about the state's qualifications. Turkey is not an exception in this context. The problematic part here is the realization of this declaration in practice. In practice, every state performs differently in terms of human rights, and this fact indicates that human rights as a value is assessed differently by each state. One of the main dichotomies causing this difference is the dichotomy of universality and cultural relativism. In this article, it is argued that the human rights conception of the AKP is based on cultural relativism. The cultural relativism is the core of AKP's perception of human rights, but it also constitutes a main difference between the Kemalist regime and the AKP. Moreover, the AKP's human rights perception is also very operative in domestic and foreign policies of the government as one of the main pillars of "New Turkey" that AKP has committed to build. Therefore, it is questioned in this article whether human rights - as defined by the AKP- stand as a value of the "new identity" in the construction of the "new Turkey". In accordance with these questions, the focus of the article will be on the relations among state, national identity, values, and foreign policy in the context of where human rights stand in AKP's foreign policy.
Özet
İnsan hakları kavramı 18. yüzyıldan itibaren hem ulusal hem de uluslararası alanda tartışılmaya, ulusal ve uluslararası hukuki metinlerde yer almaya başlasa da, bu hakların doğrudan hükümetlerin dış politika gündemlerine girmesi 20. yüzyılın son çeyreğidir. Günümüzde insan haklarına saygı nerdeyse tüm hükümetlerin programında yer alan bir ilke olmanın ötesinde, ulusal kimliğin bir değeri olarak da önem arz etmektedir. Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülke temel dış politika konularından biri olarak insan haklarını sayarken sadece bir faaliyet alanı belirlememekte, aynı zamanda "nasıl" bir devlet olduklarını da uluslararası topluma beyan etmektedir. Fakat sorunlu nokta bu beyanın pratiğe dökülmesidir. Uygulamada her bir devletin icrasındaki farklılık aslında bir değer olarak insan haklarının her biri tarafından nasıl farklı yorumlandığının da göstergesi olabilmektedir. Bu farklılığı ortaya çıkaran önemli ikilemlerden biri evrensellik/kültürel görelilik ikilemidir. Bu makalede AKP'nin insan hakları algısının kültürel görelilik üzerinden şekillendiği iddia edilmektedir. Kültürel görelilik hem AKP'nin insan hakları algısının temelini oluşturmakta, hem AKP'yi Kemalist rejimden farklılaştırmakta, hem de AKP'nin "Yeni Türkiye"sinin inşasında temel sütunlardan biri olma iddiasıyla iç politikadan dış politikaya geniş bir alanda etkili olmaktadır. AKP'nin dava olarak tanımladığı "Yeni Türkiye"nin inşasında insan haklarının, ya da ne tür bir insan haklarının "yeni kimlik"in bir değeri olup olmadığı sorusu çalışmanın merkezindedir. Bu bağlamda devlet, ulusal kimlik, değerler ve dış politika arasındaki ilişki, AKP dış politikasında insan haklarının önemi ve rolü merkeze alınarak incelenecektir.