Journals / Mülkiye Dergisi / 2016 / Cilt: 40 - Sayı: 1

Syrian 'Refugees' In Printed Press: Construction Of Rational And Emotinal Justifications Of Discriminatory Discourses

Yazılı Basında Suriyeli 'Mülteciler': Ayrımcı Söylemlerin Rasyonel ve Duygusal Gerekçelerinin İnşası

Pages
143–184
DOI
—

Abstract

This study problematizes the role of mainstream media in dissemination and justification of dicriminatory discourses against Syrian refugees in Turkey. Within the scope of the study, news stories and columns published in three mainstream newspapers (Zaman, Posta and Hürriyet), which have been selected according to their circulation number, in the period from 2011 April, when the first asylum seekers began to seek aylum in Turkey until the end of 2014, when the total number of Syrian asylum seekers exceeded two million. The fundamental supposition of the study is that the mainstream media operated within similar frameworks during the reproduction of discriminatory discourses against asylum seekers. Within the scope of the study, the news stories and columns published in these newspapers have been classified according to their topics, themes and how Syrian asylum seekers are portrayed in these stories and columns in order to have a better understanding of how the presence of Syrian asylum seekers in Turkey is problematized in the newspapers. In the second part of the study, the discouses in the news stories are analysed to reveal which words are used to describe the asylum seekers and on what grounds the content in these newspapers that reproduce the discriminatory opinions and judgments about asylum seekers is justified. In an endeavour to answer these questions, the study follows van Dijk's critical discourse analysis method to focus on the macro and micro structure of news stories and to analyse the interpretive framework of the discriminatory discourses against asylum seekers. The main findings of the study are that the presence of Syrian asylum seekers in Turkey are "problematized" on four main discursive domains oriented at constructing the rational justifications, emotional justifications of discrimination as well as rationalisation of emotions: In the news stories portraying Syrian asylum seekers as a "threat", this portrayal is used to criticize the foreign policy of the government, the asylum seekers, on the other hand, are associated with their economic burden and problems related to security. Secondly, the presence of Syrian asylum seekers in Turkey is "objectified" through an emphasis on how much Money has been spent, how much aid has been provided and how many asylum seekers are in Turkey without any regard to violation of rights and/or human consequences the issue. Thirdly, a discursive framework which "sentimentalize" the reactions against the presence of asylum seekers in Turkey, their conditions and their "excessive visibility" in cities.

Özet

Bu çalışma, anaakım basının Türkiye'deki Suriyeli mültecilere yönelik ayrımcı söylemlerin kamuoyunda yaygınlaşması ve meşru kabul edilmesindeki rolünü sorunlaştırmaktadır. Çalışma kapsamında, Suriyelilerin Türkiye'ye toplu olarak girmeye başladıkları 2011 yılının Nisan ayından itibaren sığınmacıların sayısının iki milyonun üzerine çıktığı 2014 yılının sonuna kadar geçen süre içinde tirajları dikkate alınarak belirlenen üç anaakım gazetede (Zaman, Posta ve Hürriyet) yer alan haber ve köşe yazıları incelenmiştir. Çalışmanın temel kabulü, anaakım basının sığınmacılara yönelik ayrımcı söylemleri yeniden üretirken az ya da çok, birbirine benzer bir çerçeve içinden hareket ettiğidir. Çalışma kapsamında, ulaşılan haber ve yazılar konularına, temalarına ve haber içeriklerinde Suriyeli mültecilerin nasıl ele alındığına göre ayrıştırılarak, mültecilerin Türkiye'deki varlığının gazetelerde hangi olay veya sorunlar etrafında sorunlaştırıldığı saptanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında haber söylemleri ele alınmış, mültecilerin hangi sözcüklerle nasıl tanımlandığı, onlara yönelik ayrımcı kanı ve yargıları yeniden üreten içeriklerin hangi gerekçelerle meşrulaştırıldığı sorularına yanıt aranmıştır. Bu sorulara yanıt aranırken, van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemi takip edilerek haberlerin makro ve mikro yapılarına odaklanılmış, mültecilere yönelik ayrımcı söylemlerin yorumlayıcı çerçevesinin temel öğeleri irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel bulguları Suriyeli mültecilerin Türkiye'deki varlığının ayrımcılığın rasyonel gerekçelerini, duygusal gerekçelerini ve bu ikisinin kesiştiği noktada duygusallığın rasyonelleştirilmesi girişimini inşa etmeye yönelik dört ana söylemsel düzlemde "sorunlaştırıldığını" ortaya koymaktadır: Suriyeli mültecilerin varlığını bir "tehdit" olarak çerçeveleyen haber ve yazılarda, bu tehdit algısı hükümetin dış politikasını eleştirmenin bir aracı olarak da kullanılırken, sığınmacılar getirdikleri ekonomik yük ve güvenlik sorunu ile ilişkilendirilmektedir. İkinci düzlemde, Suriyelilerin Türkiye'deki varlığı, hak ihlalleri ve/veya meselenin insani boyutu göz önüne alınmaksızın, harcanan paralar, yapılan yardımların miktarı ve mültecilerin sayısına yapılan vurgularla "nesnelleştirilmektedir". Üçüncü olarak, mültecilerin Türkiye'deki varlığını, içinde bulundukları koşulları ve kamuoyunda mültecilerin kentlerdeki "aşırı görünürlüğüne" yönelik tepkileri "duygusallaştıran" bir söylemsel düzlem karşımıza çıkmaktadır.