Journals / Marmara Üniversitesi Siyasal Bilimler Dergisi / 2017 / Cilt: 5 - Sayı: 1

Protecting the Woman or the Family? Contradiction Between the Law and Its Practice in Violence Against Woman Cases in Turkey

Korunan Kadın mı Yoksa Aile mi? Türkiye'de Kadına Karşı Şiddet Vakalarında Kanun ve Uygulaması Arasındaki Çelişki

Pages
137–162
DOI
—

Abstract

Recently there have been significant developments in Turkey concerning the issue of violence against women such as the signing of the Istanbul Convention and the enactment of the law number 6284 on violence. The main argument of this paper is that the legislation is not properly implemented and this situation is due to the contradiction between the regulation stipulating gender equality and the patriarchal-conservative approach of the Ak Parti. According to the paper, as a conservative party, Ak Parti perceives the empowerment of women as individuals rather as a threat to the unity of the family. That is why it does not comply with the obligations of the Convention and dedicates its discoursal and political priorities to the maintenance of the family at the expense of the welfare of women. To prove its hypotheses, the paper firstly depicts a short overview of the Convention and the law on violence followed by an analysis of the problems encountered in the implementation of the law. For this analysis, it makes use of the reports and declarations of women's organizations which are members of Stop Violence Platform that has worked with the Ministry of Family and Social Policies during the law-making process. The paper secondly analyzes the public discourses of the Ak Parti governments between 2011 and 2016 concerning women as well as the activities of two parliamentary research commissions on violence against women and divorces. It aims to reveal that the reluctance of the Ak Parti in implementing the law is rooted in its conservatism.

Özet

Türkiye'de son dönemde kadına karşı şiddet konusunda İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması ve 6284 sayılı şiddet yasasının çıkarılması gibi önemli gelişmeler oldu. Bu makalenin temel argümanı kadına karşı şiddet konusunda var olan hukuki düzenlemelerin tam olarak hayata geçirilmediği, bunun da sebebinin toplumsal cinsiyet eşitliği öngören yasalar ile Ak Parti hükümetlerinin kadına ve aileye muhafazakar-ataerkil yaklaşımının arasındaki çelişkiden kaynaklandığıdır. Makaleye göre Ak Parti muhafazakar bir parti olarak kadının birey olarak güçlenmesini aile birliğine tehdit olarak algılıyor; bu yüzden kadını şiddetten korumak için İstanbul Sözleşmesi'ne ve sözleşmenin getirdiği yükümlülüklere uymuyor, kadının refahı pahasına söylem ve siyasi önceliğini aile kurumunu korumaya adıyor. Makale savını kanıtlamak için önce İstanbul Sözleşmesi ve şiddet yasasının kısa bir değerlendirmesini, ardından düzenlemelerin hayata geçirilmesinde karşılaşılan problemlerin analizini yapıyor. Analizi yaparken, yasa yapım sürecinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte çalışmış Şiddete Son Platformu'na üye kadın örgütlerinin rapor ve bildirilerinden yararlanıyor. İkinci kısımda ise 20112016 yılları arasında hükümet yetkililerinin kadınları ilgilendiren söylemlerinin ve kadına karşı şiddet ile boşanmalar hakkında oluşturulmuş iki meclis araştırma komisyonunun icraatlarının analizini yaparak, Ak Parti'nin çıkarılan yasaları uygulamadaki isteksizliğinin partinin muhafazakar yapısından kaynaklandığını kanıtlamayı amaçlıyor.