Journals / Kültür ve İletişim / 2019 / Cilt: 22 - Sayı: 44

A Feminist Perspective on Women’s Museums in Turkey: İzmir Case

Pages
125–145
DOI
—

Abstract

Museums appeared as modern institutions in the nineteenth century. Historical transitionssuch as the Enlightenment, emergence of scientific conceptions based on principal ofuniversality and preservation of dominant ideology (such as imperialism, nation building)affected the context of modern museums. Hence, museums clearly indicate the inclusion andexclusion mechanisms of modernity. The changing nature of history through pluralizationopened new spaces for women, children, workers, ethnic and religious communities as wellas other silenced people. Thus, women’s museums reflect the flux of identity, alternativehistory and representation of mundaneness. Turkey’s first women’s museum, Women’sMuseum İstanbul, was established as a virtual museum in 2012. The first women’s museumto have an actual location, however, came in 2014 in İzmir. Women’s museums ensurevisibility of women contributing to the feminist movement. Feminist critiques indicate that menand women in the classical museum are not represented based on equality principle; on thecontrary, exhibitions of gender relations are hierarchical, and the roles of women aresecondary to those of men. Apart from gender roles, women’s museums are also importantfor representation of women, since the issue of women who are represented and womenwho are excluded, is also subject of feminist debate. Women’s museums, considered inrelation to collective memory and can be differentiated from historical experience. This paperthereby tries to evaluate opportunities and limitations of women’s representation in the casestudy of Turkey’s first women’s museum in İzmir.

Özet

Müzeler modern kurumlar olarak on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmışlardır. Aydınlanma, evrensellik temelinde bilimsel kavramların ortaya çıkışı, baskın ideolojinin (emperyalizm, ulusların kuruluşu) muhafaza edilişi gibi tarihsel dönüşümler modern müzeciliğin bağlamını etkilemiştir. Dolayısıyla müzeler açıkça modernitenin içerme ve dışlama mekanizmalarına işaret etmektedirler. Tarihin çoğulculaşmayla değişen doğası kadınlar, çocuklar, işçiler, etnik ve dini gruplar, topluluklar ile sessiz kalmış diğer halklara yer açmıştır. Bu bakımdan kadın müzeleri kimliklerin akışkanlığı, alternatif tarih ve sıradanlığın temsilini yansıtmaktadırlar. Türkiye’de ilk kadın müzesi, sanal müze olarak İstanbul Kadın Müzesi adıyla 2012’de; belirli bir mekâna sahip olan ilk kadın müzesi ise 2014’te İzmir’de açılmıştır. Kadın müzeleri, kadınların mekânsal olarak müzede görünürlüğünü sağlama konusunda feminist harekete katkıda bulunmaktadır. Feminist eleştiriler klasik müzede erkek ve kadın temsillerin eşitlik temelinde gerçekleştirilmediğini, toplumsal cinsiyet sergilerinde kadınların rollerinin erkeğin rollerinin gerisinde kaldığına dikkat çekmektedirler. Toplumsal cinsiyet rolleri dışında da müzede hangi kadınların temsil edilip hangi kadınların dışarıda bırakıldığı da feminist tartışmalarda etkilidir. Kadın müzeleri aynı zamanda kolektif bellek bağlamında ele alınmasıyla tarihten de farklılaşmaktadır. Bu makale, İzmir’de kurulan Türkiye’nin ilk kadın müzesi bağlamında kadınların temsilinin fırsatlarını ve sınırlılıklarını tartışmaya çalışmaktadır.