Journals / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2022 / Cilt: 0 - Sayı: 45
ANTHROPOMORPHISM AND GOD
- Pages
- 103–123
- DOI
- —
Abstract
Anthropomorphism expresses the attribution of human physical and behavioral characteristics to non-human beings. When the physical and behavioral characteristics of human beings are attributed to God, it creates a philosophical and theological problem. For, envisioning God with man’s own finite qualities means man’s mistake to see himself as the measure of all things. In a sense, it is unacceptable to conceive of the infinite withfinite patterns. But, since the age of enlightenment, Hume, Feuerbach, Nietzsche, and Freud saw the existence of God as a result of anthropomorphism and by attributing the opinion about the falsity of anthropomorphism to belief in God, they made anthropomorphism the justification for their atheism and skepticism. However, anthropomorphism, as the attribution of human physical and behavioral characteristics to non-human beings, first appears after attributing mental states to an entity. This situation expresses an inference of the other mind that a person resorts to when he wants to predict or understand the behavior of an entity acting in front of him. Accordingly, the idea of a God is actually nothing but a mind that man believes to exist behind nature’s behaviors. We are right in believing that God exists as a mind behind nature, just as we are right in believing that there is a mind behind other peoples, animals, or computer programs. Consequently, the fallacy of anthropomorphism cannot be attributed to the inference of God as a mind behind nature.
Özet
Antropomorfizm insan olmayan varlıklara insana ait fiziksel ve davranışsal özelliklerin atfedilmesini ifade eder. İnsana ait fiziksel ve davranışsal özellikler özellikle Tanrı’ya atfedildiğinde ise felsefi ve teolojik bir sorun oluşturur. Çünkü Tanrı’yı insanın kendi sonlu nitelikleriyle tasavvur etmesi, insanın kendisini her şeyin ölçüsü görme yanlışını ifade eder. Bir anlamda sonsuzun sonlu kalıplarla tasavvur edilmesi kabul edilmez. Fakat aydınlanma çağından itibaren Hume Feuerbach, Nietzsche ve Freud Tanrı’nın varlığını antropomorfizmin bir sonucu olarak görmüşler ve antropomorfizmin yanlışlığına dair kanıyı Tanrı inancına yükleyerek antropomorfizmi septisizmlerinin ve ateizmlerinin gerekçesi haline getirmişlerdir. Bununla birlikte insan olmayan varlıklara insanın fiziksel ve davranışsal özelliklerinin atfedilmesi olarak antropomorfizm öncelikle bir varlığa zihinsel durumların atfedilmesinden sonra ortaya çıkar. Bu durum, karşısında hareket eden bir varlığın davranışlarını öngörmek veya anlamak istediğinde insanın başvurduğu bir öteki zihin çıkarımını ifade eder. Buna göre bir Tanrı düşüncesi de aslında insanın doğanın davranışlarının arkasında olduğuna inandığı bir zihinden başka bir şey değildir. Diğer insanların, hayvanların veya bilgisayar programlarının arkasında bir zihin bulunduğuna inanmakta ne kadar haklı isek doğanın arkasında bir zihin olarak Tanrı’nın varlığına inanmakta da o kadar haklı sayılırız. Sonuç olarak antropomorfizmin yanlışlığı, doğanın arkasındaki bir zihin olarak Tanrı çıkarsaması üzerine yüklenemez.