Journals / Kolon ve Rektum Hastalıkları Dergisi / 2010 / Cilt: 20 - Sayı: 3

Anorectal Crohn’s and ulcerrative proctitis

Anorektal crohn ve ülseratif proktit

Pages
95–114
DOI
—

Abstract

The etiology of inflammatory bowel disease is still unknown. However, a satisfactory solution cannot be far away. Two diseases from inflammatory bowel diseases i.e. Crohn's disease and ulcerous colitis resemble each other so closely that they cannot be distinguished even pathologically. Epidemiological observations may be helpful in identifying the true causative factors of this evasive disease. Geographically, the prevalence of the disease has a slope from North to South and, to a lesser degree, from West to East. The disease seems to have a characteristic racial-ethnic distribution: This can be attributed to a genetic or environmental influence. According to age, the onset of the disease occurs more often in the second or the third decade of life, but there also is another peak in the 60s. Regarding sexual distribution, there is a slight preponderance of Crohn's disease in women. Genetic factors seem to have a stronger influence in Crohn's disease than ulcerative colitis. If an individual has a genetic susceptibility to infections, the down regulation of an inflammation in the bowel wall does not occur in a proper way. This initiates the autoimmune process which is a self-increasing cycle. Extraintestinal manifestations of IBD are of high importance because they can not only follow intestinal symptoms, but precede them by years Considering the epidemiological, genetic and immunological data, we can conclude that ulcerative colitis and Crohn's disease are heterogeneous disorders of multifactorial etiology in which hereditary (genetic) and environmental (microbial, behavior) factors interact to produce the disease.

Özet

İnflamatuar barsak hastalıklarının etyolojisi halihazırda tam olarak anlaşılamamıştır. Bununla birlikte olası bir asıl tedavi yöntemi de uzak olarak görülmektedir. Bu ana grup içinde yer alan Crohn ve ülseratif kolit hastalıkları birbirine benzeyen klinik gidişat ve hatta patolojik bulguları ile zaman zaman karışmaktadır. Epidemiyolojik araştırmalar asıl nedeni ortaya koymada önemlidir. Aynı zamanda coğrafi konuma bakıldığında kuzeyden güneye ve batıdan doğuya doğru azalan bir sıklık ile açıklamak mümkündür. Hastalık için bazen ırk ve etnisitenin de etkili olduğu görülür. Ama genetik ve çevresel faktörlerin etkisi daha belirgindir. Crohn hastalığında genetik faktörlerin etkisi ise daha da belirlenmiştir. Genellikle yaşamın ikinci ya da üçüncü dekadında ortaya çıkarlar ise de yaşamın altıncı dekatından sonrada pik yapabileceği bilinmelidir. Crohn hastalığının iki farklı cins arasında biraz daha sık olarak kadınlarda görüldüğü vakıadır. ‹mmünolojik “background” hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir fonksiyondur. Eğer kişi mikobakteria, yersinia, campylobacter ve clostridium vs gibi mikroorganizmalar ile meydana gelebilen enfeksiyonlara karşı duyarlı ise barsak duvarındaki inşamasyonun azalması (“downregulation”) olağan bir yolak içerisinde meydana gelmez. Bu durum kendi kendini sınırlayan bir otoimmün prosesi başlatır. Ekstraintestinal bulgular ise oldukça önemlidir. Çünkü, yalnız intestinal bulguların meydana çıkabileceğini bildirmez aynı zamanda yıllarca bunların öncüsü de olabilirler. Epidemiyolojik, genetik ve immünolojik veriler dikkate alınınca Crohn hastalığı ve ülseratif kolit heterojen ve çok faktörlü hastalıklardır. Bu hastalıklarda herediter (genetik) ve çevresel (mikrobiyal ve kişilik ile alakalı) faktörler hastalığın ortaya çıkmasında etkilidirler.