Journals / Klimik Dergisi / 2011 / Cilt: 24 - Sayı: 1
The evaluation of epidemiological, clinical and laboratory findings of cases admitted for a Tick bite
- Journal
- Klimik Dergisi
- Pages
- 40–43
- DOI
- —
Abstract
Objective: Tick-borne diseases including Crimean-Congo haemorrhagic fever (CCHF) pose a serious epidemiological problem all over the world. The aim of this study is to determine the demographic properties of the reported cases with a tick bite and to evaluate their results of follow up and investigations. Methods: Age, sex, complaints at admission and on following days, epidemiological history, information on who, when and how removed the tick, bitten region and laboratory findings of patients seen in the Midyat State Hospital due to tick bites between May 2007 and August 2008 were recorded Results: Mean age of 61 patients admitted to the hospital was 18.2±7.1. Lower extremities (57.1%) were the most common sites bitten. Tick bites were most commonly seen in June, July, and August. Physical and laboratory findings were normal except for fever in four patients. In four patients with fever, a rapid defervescence was observed during follow up. In three patients, another infectious disease was also diagnosed. Their serum samples were found negative for CCHF virus. Conclusions: In the majority of tick bites, no symptoms develop. Asymptomatic patients with tick bite should be informed about CCHF and followed until the end of its presumed incubation period. This study revealed that it is not necessary to hospitalize the patients and perform the laboratory tests after removal of ticks. Instead, it is more appropriate to apply for health care if symptoms such as fever, headache, fatigue, nausea and vomiting develop within 10 days.
Özet
Amaç: Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ve kenelerle bulaşan diğer hastalıklar tüm dünyada ciddi bir epidemiyolojik problemdir. Bu çalışmanın amacı kene ısırığı nedeniyle başvuran olguların demografik özelliklerinin belirlenmesi, izlem ve tetkik sonuçlarının değerlendirilmesidir. Yöntemler: Mayıs 2007 - Ağustos 2008 arasında Midyat Devlet Hastanesine kene ısırığı nedeniyle başvuran olguların yaşları, cinsiyetleri, başvuru anındaki ve sonrasındaki şikayetleri, epidemiyolojik hikayeleri, kenenin kim tarafından, ne zaman ve nasıl çıkarıldığı, ısırılan bölgeler, laboratuvar bulguları kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 61 olgunun yaş ortalaması 18.2±7.1 idi. Kene ısırıkları en sık alt ekstremitede (%57.1) ve en sık Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında görüldü. Dördündeki ateş dışında hastaların fizik muayeneleri ve laboratuvar incelemeleri normaldi. Ateşi olan dört olgunun takiplerinde ateşin düştüğü ve tekrar yükselmediği, üç olgunun aynı zamanda başka bir infeksiyon hastalığı geçirdiği saptandı. Serum örnekleri KKKA virusu açısından negatif bulundu. Sonuçlar: Kene ısırıklarının büyük bir kısmında hiçbir semptom gelişmemektedir. Semptomsuz olgular, kene ısırığı sonucu gelişebilecek KKKA hakkında bilgilendirilmeli ve inkübasyon süresi boyunca takipleri yapılmalıdır. Vücudundan kene çıkarılan olguların hastaneye yatırılmasına ve tahlil yapılmasına gerek olmadığı; bu olguların ancak 10 gün içinde ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikayetlerinin gelişmesi durumunda, sağlık kuruluşuna başvurmalarının daha uygun olduğu anlaşılmaktadır.