Journals / Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2021 / Cilt: 18 - Sayı: 2

Comparasion of Human-Place Relationship Between Lifestyle of Mobile Hunter-Gatherer Groups and Lifestyle of Sedentary of Farmers Community

Hareketli Avcı-Toplayıcı Grupların Yaşam Biçimiyle Yerleşik Çiftçi Toplulukların Yaşam Biçimi Arasındaki İnsan-Mekân İlişkisinin Mukayesesi

Pages
979–1012
DOI
—

Abstract

The place in which man is located is directly connected to his way of life. The way of life has progressed from the first time that man appeared 2.5 million years ago to the Neolithic Age, when food production and settlement began about 12 thousand years ago. In the Paleolithic Age, the provision of livelihood by hunting-gathering forced the maintenance of a mobile way of life. Hunter-gatherers who take a position according to the mobility of animals cannot stay on a certain piece of land. This is the most decisive factor in the relationship of hunter-gatherer groups with the place in which they live. In the Epi-Paleolithic Period, the climate affected the increase in temperature and the softening of the soil, and thus, in parallel with the transformation of nature, the way of life of man also gained a new dimension. The domestication of wild plants and animals in the Neolithic Age led to the abandonment of a parasitic way of life. A stability has been achieved in terms of planting and mowing the soil and producing animals. Depending on the soil, this represents the transition from a mobile lifestyle to a stationary lifestyle. The accumulation of nutrients allowed ownership, the emergence of new tools and equipment, and the ability to feed crowded populations. In this study, in which these important changes were evaluated and revealed in the context of the relationship of man with the space in which he lives, details of the innovations and developments occurring between both style of life were given.

Özet

İnsanın içerisinde bulunduğu mekân, onun yaşam biçimiyle doğrudan bağlantılıdır. Yaşam biçimi, insanın 2,5 milyon yıl önce ortaya çıktığı ilk zamanlardan, yaklaşık 12 bin yıl önce besin üretiminin ve yerleşikliğin başladığı Neolitik Çağa kadar tek düze bir ilerleme kaydetmiştir. Paleolitik Çağ'da geçimin avcılık-toplayıcılıkla sağlanması, hareketli bir yaşam biçimi sürdürülmesini zorunlu kılmıştır. Hayvanların hareketliliklerine göre bir pozisyon alan avcı-toplayıcıların belirli bir toprak parçası üzerinde kalmalarına imkân yoktur. Bu durum avcı-toplayıcı grupların içinde yaşadığı mekânla olan ilişkisinde en belirleyici faktördür. Epi-Paleolitik Dönem'de iklim sıcaklık seviyesindeki artışa ve toprağın yumuşamasına etki etmiş ve böylelikle doğanın dönüşümüne paralel olarak insanın yaşam biçimi de yeni bir boyut kazanmıştır. Neolitik Çağ'da yabani bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesi, asalak bir yaşam biçiminin terk edilmesine yol açmıştır. Toprağın ekilip biçilmesi ve hayvan yetiştiriciliğiyle üretim anlamında bir istikrar yakalanmıştır. Toprağa bağlı olarak bu durum hareketli bir yaşam biçiminden durağan bir yaşam biçimine geçişi temsil etmektedir. Besinlerin biriktirebilir olması mülkleşmeye, yeni araç-gereçlerin ortaya çıkışına ve kalabalık nüfusları beslemeyebilmeye olanak tanımıştır. Ortaya çıkan bu önemli değişikliklerin, insanın içinde yaşadığı mekânla olan ilişkisi bağlamında değerlendirilerek ortaya konulduğu bu çalışmada, her iki yaşam biçimi arasında meydana gelen yenilikler ve gelişmelerin ayrıntılarına yer verilmiştir.