Journals / Journal of Neurological Sciences (Turkish) / 2010 / Cilt: 27 - Sayı: 1
Primer santral sinir sistemi lenfoması: Difüzyon ağırlıklı görüntüleme ve spektroskopi
- Pages
- 98–103
- DOI
- —
Abstract
Primary central nervous system lymphoma (PCNSL) is most commonly confused with high grade glial tumors. One third of all cases were misdiagnosed with neuroradiological procedures. The recommended treatment modality is chemotherapy and radiotherapy in contrary to high grade gliomas. It is important to differentiate lymphoma and high grade glial tumors. The latest studies demonstated the beneficial role of advanced neuroradiological procedures like diffusion weighted imaging (DWI), apparent difusion coefficient map (ADC) and spectroscopy. The cranial MRI study with conventional sequences showed a mass lesion which invaded the corpus callosum and the ventricule in a 70- year old man. It was hyperintense on DWI images compared to white matter and iso- mildly hypointense on ADC map. There was a decrease in N-acetyl aspartate (NAA) and creatine peak and an increase in the choline peak. A remarkable lipid peak was present. The differential diagnosis included lymphoma primarily. The diagnosis was diffuse B cell lymphoma after histopathological evaluation. Our purpose in this study is to emphasize the importance of DWI, ADC map and spectroscopy in addition to conventional MRI sequences.
Özet
Primer santral sinir sistemi lenfoması (PSSSL) en sık yüksek evreli glial tümörlerle karışmakta olup, olguların üçte birinde nöroradyolojik incelemelerle yanlış tanı verildiği bildirilmiştir. PSSSL'sında önerilen tedavi yüksek evreli glial tümörlerden farklı olarak kemoterapi ve radyoterapi olduğu için, tedavi şeklinin belirlenmesinde lenfoma-glial tümör ayrımı önemlidir. Son çalışmalarda, difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DAG), apparent diffusion coefficient (ADC) haritası ve spektroskopi gibi ileri nöroradyolojik incelemelerin tanıya katkısı bildirilmiştir. 70 yaşında erkek olguda konvansiyonel sekanslarla yapılan kranial manyetik rezonans görüntülemede (MR) korpus kallozum ve ventrikül içerisine invaze olan lezyon DAG'de beyaz cevhere göre hiperintens, ADC haritasında ise izo-hafif hipointens izlendi. Yapılan spektroskopi incelemesinde N-asetil aspartat (NAA) ve kreatin miktarında azalma, kolin miktarında artış saptandı. Belirgin lipid piki izlendi. Ayırıcı tanıda öncelikle lenfoma düşünüldü. Yapılan histopatolojik değerlendirmede tanı difüz B hücreli lenfoma olarak saptandı. Burada vurgulanmak istenen tedaviyi planlamadan önce yetersiz kaldığını düşündüğümüz konvansiyonel MR sekanslarına DAG, ADC haritası ve spektroskopinin eklenmesinin önemidir.