Journals / Journal of Neurological Sciences (Turkish) / 2017 / Cilt: 34 - Sayı: 1

Curcumin Improves Chronic Stress Induced Potentiated Seizure Activity in Experimental Model of Epilepsy

Güneydoğu Nijerya'daki Enugu'da Ortaokul Çocuklarında Primer Başağrısı: Prevalans, Patern ve Diğer Karakteristikler

Pages
76–85
DOI
—

Abstract

Objective: Curcuma longa is a traditional Chinese and Indian herbal medicine, which has been used to treat the symptoms of mental stress. As the major pigment in the rhizome of curcuma longa, curcumin has anti-oxidant, anti-inflammatory, and anti-convulsant activities. Exposure to the repetitive stress accelerates seizure activity in various model of epilepsy. Hence, we hypothesized that curcumin may ameliorate the effect of chronic stress on pentylenetetrazole (PTZ)-induced seizure activity in rats. Methods: We assessed whether chronic or acute curcumin treatment (20 mg/kg, i.p.) affects PTZ (60 mg/kg. i.p.)-induced seizure activity in a chronic restraint stress (14 days, 2 h/day) model in rats. The latency to, and the duration of myoclonic jerk rearing (stage 3) and generalized tonic-clonic seizures (GTCS), the latency to, and the number of myoclonic jerks as well as the maximum seizure severity score were observed for a 30 min period after PTZ injection. Results: We found that exposure to chronic stress prior to PTZ administration increased the duration of GTCS in animals, which could be reversed by chronic pre-administration of curcumin. In addition, curcumin pre-treatment alleviates the PTZ-induced seizure activity, increased the myoclonic jerks latency, decreased the duration of GTCS, and also decreased the severity of seizure as determined by seizure severity score. However, acute administration of curcumin (20 mg/kg, i.p.) 30 min before PTZ had no significant effect on the PTZ-induced seizure under stressful situation. Conclusion: Chronic but not acute curcumin is effective in management of seizure activity associated with daily stress in epileptic individuals.

Özet

Giriş: Primer başağrıları, günlük yaşam aktivitelerini önemli düzeyde etkileyerek hastalarda artan düzeyde direkt ve indirekt yüke neden olurlar. Bu durum Afrika'lıların henüz tahminen %5,6'sını etkileyen ve büyüyen bir halk sağlığı problemidir; genç Nijerya'lılar arasında ölçümü ve kapsamı az tanınmakta ve yetersiz tedavi edilmektedir. Yöntem: Bu çalışma Güneydoğu Nijerya'daki Enugu'da yapılan kesitsel bir anketten temel almaktadır. Başağrısı sıklığı ve ağrı şiddeti, MIDAS anketinin a ve b soruları ile incelenmiştir. Tetikleyen faktörler, kullanılan ilaçlar, tıbbi konsültasyonlar, ve akademik kısıtlılık da araştırılmıştır. Bulgular: Toplam 218 öğrenci ile görüşülmüştür. Primer başağrısının yaşam boyu prevalansı %74,3'dür. Bununla bağlantılı olarak migren ve gerilim tipi başağrısı prevalansı sırasıyla %7,8 ve %32, 6'dır. Migrenden farklı olarak gerilim tipi başağrısı kadınlarda anlamlı oranda fazladır. Başağrıları çoğunlukla 1-5 gün (bütün başağrılarının %24,7'si, migrenlerin %11,6'sı ve gerilim tipi başağrılarının %35,2'si) sürmektedir ve kadın ve erkeklerde benzerdir. Başağrısı ataklarından endişe duyan ve duymayan öğrencilerin oranları benzerdir, bütün primer başağrılarının %22,2'sini, doktora başvuranların %16'sını ve akademik performansı sıklıkla etkilenenlerin %26,5'ini içermektedir. Akademik performansında sınırlanma yaşayanlar anlamlı şekilde daha çok tıbbi konsültasyona başvuran ve atakları için endişelenen öğrenciler içinde yer almaktadır. Sonuç: Primer başağrıları Güneydoğu Nijerya'daki Enugu'da ortaokul çocukları arasında sıktır. Çoğu başğrısı 1-5 gün sürmektedir, sıklıkla hastanın akademik aktivitelerini sınırlamaktadır ve hastalar için endişe kaynağı olmaktadır.