Journals / Journal of Mood Disorders / 2015 / Cilt: 5 - Sayı: 3

Comparison of attachment styles in adult patients with attention deficit hyperactivity disorder and major depressive disorder: a controlled preliminary study

Dikkat Eksikliği / Hiperaktivite Bozukluğu ve Major Depresif Bozukluk Tanılı Erişkin Hastalarda Bağlanma Biçimlerinin Karşılaştırılması: Kontrollü Bir Ön Çalışma

Pages
126–133
DOI
—

Abstract

Aim: As a result of previous studies, it was demonstrated thatattachment patterns in adults play an important role in thedevelopment and course of both attention deficit hyperactivitydisorder (ADHD) and major depressive disorder (MDD). The aimof this study is to compare the attachment styles and relatedfactors in the adults diagnosed with ADHD and MDD.Method: This study was carried out in psychiatry outpatient clinicof a second stage treatment center between June 2014 andOctober 2014 in Istanbul. The study included 33 ADHD patients,31 MDD patients who first time admitted to the clinic withinthe specified time intervals and were applied SCID-I (StructuredClinical Interview for DSM-IV Axis I Disorders), and 31 healthycontrols matched in terms of age, gender and marital status.MDB and ADHD groups were matched according to their ClinicalGlobal Impression Scale (CGI-S) scores which have been appliedby clinicians. DSM-IV-based Adult ADD/ADHD Diagnosis andAssessment Inventory (E-ADHD) has been filled by the participants.Those who gave 2 or 3 points to at least six of the nine questions of1st or 2nd sections of E-ADHD were once again interviewed clinicallyin terms of ADHD, and were diagnosed with adult ADHD accordingto DSM-IV-TR criteria. Additionally, Hamilton Depression Scale(HAM-D) was applied by the clinician. All of the participants filledExperiences in Close Relationships (ECR) Inventory. Results: Significant differences were found between thethree groups in terms of anxious attachment subtype scoresdetermined through ECR. A significant difference in anxiousattachment scores was found in MDD group when comparedwith healthy controls, whereas there wasn t any differencebetween ADHD group and healthy controls. There weren t anystatistically significant differences between the number ofpeople in terms of anxious, avoidant and secure attachmentin three groups. There was a significant positive correlationbetween anxious attachment rates and E-ADHD hyperactivitysubscale (E-ADHD-HA) scores (p= 0.007, r= 0.463) and HAM-Dscores (p= 0.046, r= 0.361). There was a significant positivecorrelation between avoidant attachment rates and E-ADHDattention deficit hyperactivity disorder related features scores(E-ADHD-RF) (p= 0.002, r= 0.402).Conclusion: In this study, in contrast to previous studies,there weren t any differences in terms of attachment patternsbetween the ADHD group, the MDD group and healthy controls.This finding might depend on the scale used, the age of thegroup or the predominance of women in the sample. However,it was concluded that MDD group exhibited anxious attachmentpattern more frequently than the healthy control group. It canbe said that insecure attachment may facilitate the developmentof MDD, may lead to progression of the disorder, and may affectthe therapy negatively.

Özet

Amaç: Yapılmış çalışmaların sonucunda bağlanma örüntüsününerişkinlerde hem dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB)hem de majör depresif bozukluk (MDB) gelişimi ve gidişindeönemli rol oynadığı gösterilmiştir. Bu araştırmada DEHB ve MDBtanısı alan erişkin bireylerde bağlanma biçimleri ve ilişkili etmenlerin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Yöntem: Bu araştırma Haziran 2014 - Ekim 2014 tarihleri ara- sında İstanbulda ikinci basamak bir tedavi merkezinin psikiyatripolikliniğinde yürütülmüştür. Belirtilen zaman aralıkları içerisindeilk kez polikliniğe başvuran SCID-I (DSM-IV Eksen I Bozukluklarıİçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme) uygulanarak MDB tanısıkonan 31, DEHB tanısı konan 33 kişi ve yaş, cinsiyet, eğitimve medeni durumları bakımından eşlenmiş 31 sağlıklı kontrolaraştırmaya dâhil edilmiştir. MDB ve DEHB tanılı gruplar klinisyentarafından doldurulan Klinik Global Değerlendirme Ölçeği (CGI-S)puanlarına göre eşlenmiştir. Katılımcılara DSM-IVe Dayalı ErişkinDEB/DEHB Tanı ve Değerlendirme Envanteri (E-DEHB) doldurtulmuştur. E-DEHBde 1. veya 2. bölümdeki 9ar sorudan en az altıtanesine 2 veya 3 puan verenlere tekrar klinik görüşme yapılarakDEHB tanısı araştırılmış ve DSM-IV-TR ölçütlerine göre erişkinDEHB tanısı konulmuştur. Ayrıca klinisyen tarafından HamiltonDepresyon Ölçeği (HAM-D) uygulanmıştır. Tüm katılımcılara Yakınİlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE) doldurtulmuştur.Bulgular: Üç grup arasında YİYE ile saptanan kaygılı bağlanma alttipi puanları açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. MDB grubunun sağlıklı kontrollerden kaygılı bağlanma puanlarında anlamlıfark gösterdiği ancak DEHB grubundan farklılık göstermediğisaptanmıştır. Üç grupta kaygılı, kaçıngan ve güvenli bağlanan kişisayıları arasında istatistiki olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Kaygılı bağlanma oranları ile E-DEHB hiperaktivite alt ölçek(E-DEHB-HA) puanları (p= 0.007, r= 0.463) ve HAM-D puanlarının(p= 0.046, r= 0.361) anlamlı pozitif korelasyon gösterdiği görülmüştür. Buna karşılık kaçıngan bağlanma oranları ise E-DEHB dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile ilişkili özellikler puanları(E-DEHB-İÖ) ile (p= 0.002, r= 0.402) anlamlı ve pozitif korelasyongöstermektedir.Sonuç: Bu araştırmada geçmiş çalışmaların aksine DEHB tanılıgrup, MDB grubu ve sağlıklı kontrol grubundan bağlanmaörüntüleri bakımından farklı bulunmamıştır. Bu bulgu kullanılanölçeklere, seçilen yaş grubuna veya örneklemde kadınlarınbaskınlığına bağlı olabilir. Ancak MDB grubunun sağlıklı kontrolgrubuna göre kaygılı bağlanma örüntüsünü daha sık sergilediğisonucuna ulaşılmıştır. Güvensiz bağlanmanın MDB tanısının gelişimini kolaylaştırabileceği, gelişmiş olan bozukluğun devamınısağlayabileceği ve terapiyi olumsuz etkileyebileceği söylenebilir.