Journals / Journal of health sciences and medicine (Online) / 2020 / Cilt: 3 - Sayı: 3

The utility of blood D-dimer levels predicting the diagnosis of pulmonary embolism in cancer patients

Kanserli hastalarda kan D-dimer değerlerinin pulmoner emboli tanısını öngörmedeki önemi

Pages
262–268
DOI
—

Abstract

Aim: Cancer patients have increased risk of thrombosis. However, the use of D-dimer as a biomarker in malignancies, major surgery, infections and pregnancy was not recommended since D-dimer values were detected in high levels without PE. In this study, we aimed to evaluate the D-dimer values for the selected group of patients in the light of their clinical and demographic data and to reveal the utility of blood D-dimer measurements in cancer patients as a clinical decision rule. Also we aimed to define a new cut- off value for cancer patients who accurately diagnosed as pulmonary embolism. Material and Method: This single -center retrospective and cross-sectional study was based upon patients’ medical reports. The D-dimer values above 500 mcg/dl (>500 mcg/dl ) were considered as positive results. Results: One hundred twenty-eight patients (44 cancer patients (the case), 84 without cancer history (the control)) with accurate diagnosis of pulmonary embolism were included in the study. The mean blood level of D-dimer in the control group was 1729.3±2272.5 mcg/dl while the same parameters were calculated as 3326.9±3162.2 mcg/dl in the group with history of cancer indicating that the presence of malignancy caused a higher level of D-dimer levels. The most appropriate cut-off value in cancer patients was found as 1205 mcg /dl which had the sensitivity of 74%, specifity of 64%. This value corresponded to 2.41 times of the upper limits of the D-dimer value according to our laboratory results. Conclusion: For the diagnosis of PE the blood D-dimer values were absolutely a useful and a valuable parameter in cancer patients. We obtained a different cut-off value for D-Dimer in cancer patients which we think that will probably be a guidance for the future perspective of clinicians.

Özet

Amaç: Kanser hastaları artmış tromboz riskine sahiptirler. Tromboz biyobelirteçlerinden biri olan D-dimer’in malignite, major cerrahi, enfeksiyonlar ve gebelikte pulmoner emboli (PE) tanısında kullanılması önerilmemektedir, zira bu grup hastalarda gerçekte pulmoner emboli olmamasına rağmen değerler yüksek saptanmaktadır. Çalışmanın amacı, seçilen hasta grubunda D-dimer değerlerini klinik, demografik veriler ışığında değerlendirmek, D-dimer ölçüm değerlerinin kanserli hastalarda klinik karar mekanizmasındaki önemini ortaya koymaktır. Ayrıca kanserli hastalarda PE tanısını öngörmede bir eşik D-dimer değeri saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, tek merkezli kesitsel ve retrospektif hasta kayıtları göz önüne alınarak klinik demografik veriler eşliğinde yapıldı. D-dimer değeri 500 mcg/dl üzerinde pozitif sonuç olarak kabul edildi. Bulgular: Toplam 128 kesin PE tanılı hasta; kanser-vaka (n=44) ve kanser dışı hasta-kontrol (n=84) çalışmaya dahil edildi. Kontrol grubunun yaş ortalaması 61,30±13,24 (25-88) iken kanserli hasta grubunda yaş ortalaması 57,43±14,52 (22-84) bulundu. Kanserli hastaların dağılımında ilk üç sırayı akciğer, meme ve abdominal kanserler almaktaydı. Kanserli hastalar ile kontrol grubu hastalar arasında D-dimer seviyeleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p