Journals / Journal of Clinical and Analytical Medicine / 2011 / Cilt: 2 - Sayı: 3
Temel laboratuvar güvenliği ve Ülkemizdeki duruma genel bakış
- Pages
- 130–134
- DOI
- —
Abstract
Clinical and research laboratory employees have to face various hazards and biological risk factors in the working environment due to laboratory structures and regulations. In order to protect personnel from these occupational hazards and laboratory acquired infections, basic microbiological practices which are the major factors of biosafety concept should be well known, appropriate and safe laboratory equipments (primary barriers) should be used and functional working areas (secondary barriers) should be designed. We have limited data regarding biosafety profiles of the laboratories and laboratory staff in our country. Nevertheless, in the light of the existing studies, it is thought that technical and infrastructural facilities are inadequate and also biosafety levels and related applications are either not well known or not properly carried out by the staff. Implementing theoretically accepted basic microbiological practices, a certain quality and cosciousness level of the staff, continuous in-service training are important factors of a safe and efficient working environment in the laboratories.
Özet
Klinik ve araştırma laboratuvarları çalışanları, laboratuvarların yapıları ve işleyişleri gereği çeşitli tehlikeler ve biyolojik risk faktörleri ile iç içe çalışmak zorundadırlar. Çalışanların bu tehlikelerden ve gelişebilecek olan laboratuvar kaynaklı enfeksiyonlardan korunabilmesi için biyogüvenlik kavramının ana unsurları olan temel mikrobiyolojik uygulamaların iyi bilinmesi, uygun ve güvenli laboratuvar ekipmanlarının (birincil engeller) kullanılması ve işlevsel çalışma alanlarının (ikincil engeller) tasarlanması gerekmektedir. Ülkemizde laboratuvarların ve laboratuvar çalışanlarının biyogüvenlik profilleri ile ilgili veriler oldukça sınırlıdır. Bununla birlikte mevcut veriler ışığında laboratuvarların teknik ve alt yapı donanımlarının yetersiz olduğu, çalışanların biyogüvenlik düzeylerini ve bu düzeylere yönelik uygulamaları bilmediği ya da uygulamadığı düşünülmektedir. Laboratuvarlarda biyogüvenlik düzeylerine uygun güvenli ve verimli bir çalışma ortamı için, teorik olarak bilinen temel mikrobiyolojik tekniklerin uygulamaya yansıtılması, çalışanların nitelikli ve bilinçli olması ve hizmet içi eğitimin sürekliliği önem taşımaktadır.