Journals / İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi / 2010 / Cilt: 0 - Sayı: 42

Büyüyen yoksulluk-yoksunluk sorunu ve sosyal hakların sınırları

Pages
1–31
DOI
—

Özet

Yoksulluk veya gelir adaletsizliğinin insan haklarıyla ilişkisi büyük; ancak bu ilişkinin kabulü de, insan haklarının, özellikle sosyo-ekonomik hakların kendisi de sorunlu. Bu nedenle üzerinde çok konuşulan ve farklı fikirlerin ortaya çıktığı bir alanla karşılaşmaktayız. Bu yazı çerçevesinde, bu konuda ortaya çıkan tartışmalara, yaklaşımlar ve sorunlara değinmeye çalıştım. Ancak yoksulluk gibi hem çok yaygın hem de iyi tanımlanmamış bir sorun karşısında bu tartışmaların sınırları olduğu da ortada. En önemli sınırlama da, yoksullukla ilgili tartışmaların çoğunda bugünkü ekonomik sistem ve politikalarla ilişki kurulmamasıyla ilgili. Küreselleşme sürecinde bir yanda zenginlik öte yanda yoksulluğun artması gibi bir olgu ile karşılaşılması, yoksulluğun uluslararası kuruluşlarca yeniden “keşfedilmesine” yol açıyor; ancak genellikle bu büyük derdin neo-liberal politikalar ve küreselleşen kapitalizm gibi sisteme ilişkin bir sorun olarak görülmemesi de tercih ediliyor. Böyle olunca çare de “insani yardım” oluyor. Hatta sorunu insan haklarına bağlayanlar için de, cılız uluslararası yardımların artması meselesi gündeme kaplamakta. Özetle bu makalede, yoksulluğun en başta günümüzdeki egemen sistemin neden olduğu bir küresel ekonomik adaletsizlik olduğunu ve sistem eleştirileriyle birlikte düşünülmediğinde sorunu tanımlamanın da, çözümlemenin de mümkün görünmediğini vurgulamaya çalıştım. Günümüzün egemen anlayışının henüz bu noktaya gelmekten uzak kaldığı gibi bir gerçek karşısında, sorunu bu çerçevede tartışmanın önemi de büyük.