Journals / İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası / 2008 / Cilt: 58 - Sayı: 2

19. yüzyıl süresinde hırıstiyan-müslüman ilişkilerinde değişim 1860 şam olayları

Pages
23–44
DOI
—

Abstract

The events that outbroke and resulted in the massacre of many Christians by Muslims in 1860 in Damascus has started a new era in Christian-Muslim relations. State-notables relations changed and the Otoman Empire finally started imposing Tanzimat reforms strongly. Eventhough tensions between the two communities remained, in reality the nature of inter-communal relations was transformed. A reflection of this transformation were the attempts to create a common Syrian identity. It is very interesting to observe the support and encouragement of the Otoman Empire to construct this Syrian identity.

Özet

1860 yılında Cebeli Lübnan’da Marunilerle Dürziler arasında ortaya çıkıp sonradan bütün cemaatleri içine alan bir iç savaş yaşandı. Lübnan’daki olayların birkaç hafta sonrasında bu sefer Şam’da olaylar patlak verdi ve çok sayıda Hıristiyan öldürüldü. Osmanlı Devleti olaylarda sorumluluğu olanları çok sert bir şekilde cezalandırdı. Osmanlı Devleti bu olay sonrasında Tanzimat reformlarının Suriye’de uygulanmasına hız verdi. 1860 olayları ve takip eden dönemde Osmanlı Devleti’nin nihayet empoze edebildiği reform politikaları, bölgenin -Suriye’de Mısır yönetiminin kuruluşundan beri gittikçe istikrarsızlaşmakta olan- Hıristiyan ve Müslüman cemaatleri arasındaki ilişkilerde bir değişime yol açtı. Bu çalışmada, ağırlıklı olarak bölgedeki İngiliz diplomatlarının raporlarından yararlanılarak Hıristiyan ve Müslüman cemaatlerin 1860’ın öncesi ve sonrasındaki ilişkilerinden yola çıkılmakta, cemaatler arasındaki gerilim hep varlığını sürdürse de, 1860 sonrasında niteliksel bir farklılığın ortaya çıktığı ve ilişkilerde belirgin bir yumuşama olduğu ortaya konmaya çalışılmaktadır. Bu değişikliğin pek çok göstergesi arasında belki de en önemlisi Hıristiyan ve Müslümanları tek bir şemsiye altında bir araya getirmeyi amaçlayan “Suriyelilik” gibi yeni bir kimliğin inşa edilmesine çalışılmasıdır. Osmanlı Devleti’nin bu süreci desteklemiş olması hayli ilginçtir.