Journals / İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi / 2020 / Cilt: 60 - Sayı: 1
Death in the Divan of Âdile Sultan
- Pages
- 195–213
- DOI
- —
Abstract
Adile Sultan, as the daughter of Mahmud II, was raised in the palace with a very goodeducation. Her helplessness in the face of death, which began with the death of her motherat an early age and continued with the death of her father, brother, husband and children,lasted a lifetime. The death-themed poems of Adile Sultan have different aspects fromthe poems in the mersiye tradition in Turkish literature. Adile Sultan was a woman whohad experienced the beauties of life and was patient with the suffering. Adile Sultan, afterlosing her only surviving daughter Hayriye Sultan, chose to give up worldly life and seekrefuge in sufism. In her Divan, she emphasized the temporality and deception of the worldin general; she mentioned the importance of prayer and the necessity of leaving goodworks behind. Sultan, in addition to the mersiyes, in her kasid and ghazals also dealswith death. Contrary to the classical Turkish literature tradition, in her Tahassürnâme andİftiraknâme, she expressed her feelings after losing her relatives. In her Mersiyes, it wasfound that she complied with the classical style but wrote her feelings and thoughts beforedeath in simple language and using sincere expressions.
Özet
Âdile Sultan II. Mahmud’un kızı olarak sarayda son derece iyi bir eğitimle yetişmiştir. Musıki ve edebiyatla ilgilenmiş, bir divan tertip etmiştir. Küçük yaşta annesinin vefatıyla başlayan “ölüm” karşısındaki çaresizliği; babasının, kardeşinin, kocasının ve çocuklarının kaybıyla ömür boyu sürmüştür. Âdile Sultan’ın ölüm temalı şiirlerinin Türk edebiyatındaki mersiye geleneğinden farklı yönleri mevcuttur. Fakat şairin samimiyetle ölüm hadisesi karşısındaki duygularını ifade etmesi dikkat çekicidir. Âdile Sultan, hayatın kendisine sunduğu güzellikleri yaşamış, acılara da sabırla katlanmış bir hanım sultandır. Âdile Sultan, hayatta kalan tek evlâdı Hayriye Sultan’ı da kaybettikten sonra dünya hayatından vazgeçerek tasavvufa sığınmayı tercih etmiştir. Hayatı boyunca hayır işleriyle ilgilenen Sultan, halka sadece maddi bakımdan yardım etmekle yetinmemiş, eğitim konusunda da maddi ve manevi destek olmuştur. Divan'ında genel olarak dünyanın gelip geçiciliği, aldatıcılığı üzerinde durmuş; hayır dua almanın öneminden, geride iyi eserler bırakmanın gerekliliğinden bahsetmiştir. Sultan, mersiyeleri hâricinde kaside ve gazellerinde de ölüm temine yer vermiştir. Klâsik Türk edebiyatı geleneğinden farklı olarak Tahassürnâme ve İftiraknâme isimli manzumelerinde kaybettiği yakınlarının ardından hissettiklerini dile getirmiştir. Âdile Sultan’ın müstakil olarak kaleme aldığı mersiyeleri Divan'ında önemli bir yer tutmaktadır. Mersiyelerinde klâsik üslûba uymakla birlikte sade bir dille, samimi ifadelerle ölüm karşısındaki duygu ve düşüncelerini kaleme aldığı tespit edilmiştir