Journals / İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi / 2012 / Cilt: 46 - Sayı: 1

Evaluation of the inferior alveolar nerve damages in bilateral sagittal split osteotomy and distraction osteogenesıs techniques used for mandibular advancement

Bilateral sagittal split osteotomi ve distraksiyon osteogenezi yöntemleri ile yapılan alt çenenin ilerletilmesi girişimlerinde oluşan inferior alveolar sinir hasarlarının incelenmesi

Pages
71–81
DOI
—

Abstract

Bilateral sagittal split osteotomy (BSSO) and distraction osteogenesis (DO) are surgical techniques which are commonly used for mandibular advancement. During this procedure, the inferior alveolar nerve (IAN) which is the major innervations source of the mandibular bone and dentition, may be affected or injured at different level of severities. Such complications may lead to the paresthesia of the chin and lower lip regions or complaints of altered sensation that lasts longer than 12 months. Nerve damage is evaluated objectively by clinical methods or subjectively by self-reported questionnaires. However, large variations may appear when these methods are used simultaneously. Age, surgical technique, the amount of advancement and anatomical position of IAN have been reported as possible risk factors, particularly for BSSO. However, when used for similar purposes on randomly distributed patient groups, BSSO and DO did not differ significantly with respect to the percentage of long-lasting IAN disturbance. Comparative clinical studies that focus on the personal effects of sensory loss are needed in order to determine which technique should be preferred.

Özet

Bilateral sagital split osteotomi (BSSO) ve distraksiyon osteogenezi (DO) alt çenenin ilerletilmesini gerektiren olgularda sıklıkla kullanılan cerrahi tekniklerdir. Bu girişimler sırasında, alt çene kemiğinin ve dişlerin en önemli innervasyon kaynağı olan inferior alveolar sinir (IAS) etkilenebilir ve çeşitli derecelerde hasar görebilir. Bu komplikasyonlar, çene ucunda ve dudakta paresteziye ya da aynı bölgelerde hastaların 12 aydan uzun süren his değişikliklerinden yakınmalarına yol açabilir. Bunların değerlendirilmesi klinik duyu testleri gibi nesnel yöntemlerle ya da hastaların doldurduğu anketlerle öznel olarak yapılır. Ancak, bu iki yaklaşımla elde edilen bulgular arasında önemli farklıklar olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Yaş, cerrahi teknik, ilerletme miktarı ve IASin konumu özellikle BSSO için değerlendirilmesi gereken olası risk etkenleridir. Ancak, kaynak bilgileri incelendiğinde BSSO ve DO benzer hasta gruplarında aynı amaçlarla kullanıldığında, iki yöntem arasında IAS hasarları bakımından bir farklılık bulunmamıştır. Hangi olguda hangi yaklaşımın daha uygun olduğunun belirlenmesi için, duyu kayıplarının hasta üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak tasarlanmış karşılaştırmalı klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.