Journals / İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi / 2014 / Cilt: 0 - Sayı: 46
BEING THE SHAME OF SOCIETY: THE CONSTRUCTION OF HEGEMONIC MASCULINITY IN THE FILM ŞÖHRETİN SONU (THE END OF FAME)
- Pages
- 37–56
- DOI
- —
Abstract
Cinema is an important medium for the construction of the representations of masculinity. The pressureon those that do not comply with the constructed image of masculinity will result in punishment and adimension of exclusion that includes marginalization and exclusion. In order to examine the construc- tion of masculinity and how marginalization occurs, the film Şöhretin Sonu (The End of Fame, OrhanAksoy, 1981) was studied. Bülent Ersoy, the lead actor of the movie, is a Turkish classical music artist,who played roles of both men and women in films between the years 1976-1989, and underwent sexualreassignment surgery to become a woman. This paper utilizes the case study method to examine howhegemonic masculinity is constructed in the society with regard to hegemonic masculinity variable. Thefilm is not simply about the dominance of men. It also shows how women submit to the established con- struction of masculine hegemony in marginalization, exclusion, and conflict areas, beginning from familyto government institutions and societal establishments. The film emphasizes a negative reproduction ofsexuality and transsexuality.
Özet
inema, erkeklik temsillerinin inşasında önemli bir araçtır. Erkekliğin inşasında erkeklik imajına uymayan- lara uygulanan baskı, cezalandırma ve dışlamanın bir boyutunun da mekânsal ayrım ve dışlama olduğugörülür. Erkekliğin nasıl inşa edildiği ve mekânsal dışlamanın nasıl yapıldığını incelemek için ŞöhretinSonu/Yüz Karası (Orhan Aksoy, 1981) adlı film seçilmiştir. Filmin başrol oyuncusu Bülent Ersoy, 1976-1989yılları arasındaki filmlerin bazılarında kadın bazılarında erkek olan, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçire- rek kadın olan klasik Türk müziği sanatçısıdır. Bu çalışmada nitel araştırmada kullanılan yöntemlerdenbiri olan örnek olay yöntemi kullanılmış, seçilen film hegemonik erkeklik değişkeni açısından irdelenmiş- tir. Film, sadece erkeklerin baskısıyla değil kadınların onaylamasıyla kurulan hegemonik erkekliğin inşasısırasında mekânın nasıl ayrıştırdığını, dışladığını ve bir çatışma alanı olduğunu, aileden başlayarak devletkurumları ve toplum tarafından kurulduğunu göstermiştir. Filmde eşcinsellik ve transseksüellik vurgusuolumsuz biçimde yeniden üretilmiştir.