Journals / İslami İlimler Dergisi / 2017 / Cilt: 12 - Sayı: 1
SABRİ ÜlGEnER AnD HIS cOnTRIBUTIOnS TO SOcIOlOGY OF RELIGION IN TERMS OF SUBJECT AND METHOD
- Journal
- İslami İlimler Dergisi
- Pages
- 89–116
- DOI
- —
Abstract
Sabri Ülgener has an interdisciplinary and holistic understanding of social science. He has adopted the interpretive paradigm which is shaped in a significant way in the German social sciences and the German school of sociology. He is on the line of Wilhelm Dilthey, Werner Sombart and Max Weber. Ülgener applied typological approach frequently used in sociology and sociology of religion, in his works, especially in the analysis of mindset. It is understood that his studies mainly focus on socio-economic analysis on the period of regression Ottoman society. Contrary to the widespread approach, he determined the insufficiency of those analyzes that devoid of the semantic world and he carried his analyzes beyond those patterns. In doing so he applied to literary and religious works, sayings, proverbs, both as means of expression and as instruments reflecting mentality. According to him, religion is a key factor in mindset analysis. Religion has a decisive influence on man's every behavior, especially socio-economic behavior. This is the first reason for his Islamic and Sufi study; The second reason is the inadequate examination of Islam, especially Islamic Sufism in Max Weber works.
Özet
Sabri Ülgener disiplinler arası ve bütüncü bir sosyal bilim anlayışına sahiptir. Önemli ölçüde Alman Sosyal Bilimler geleneği ve Alman Sosyoloji okulunda şekillenen, anlayıcı-yorumlayıcı yaklaşımı benimsemiştir. Wilhelm Dilthey, Werner Sombart ve Max Weber çizgisinde yer alır. Zihniyet çözümlemeleri başta olmak üzere çalışmalarında sosyoloji ve din sosyolojisinde sıklıkla kullanılan tipolojik yaklaşıma başvurmuştur. Genellikle çözülme devri Osmanlı toplumunu esas alarak sosyo-ekonomik analizlere ağırlık verdiği anlaşılmaktadır. Yaygın yaklaşımın aksine, anlam dünyasından yoksun ve mekanik karakterli analizlerin yetersizliğini tespit ederek, çözümlemelerini bu dar kalıpların dışına taşımıştır. Bunu yaparken, hem önemli bir ifade aracı hem de zihniyeti yansıtan unsurlar olarak gördüğü edebi ve dini eserlere, deyişlere, atasözlerine başvurmuştur. Ona göre din, zihniyet çözümlemelerinde anahtar bir olgudur. Sosyo-ekonomik davranışlar başta olmak üzere insanın her davranışı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Onun İslam ve Tasavvufa eğilmesinin bir sebebi bu kapsayıcı etki iken; ikinci sebep de, İslam'ın ve özellikle tasavvufun Max Weber'de hak ettiği şekilde ele alınmamış olmasıdır.