Journals / İslami Araştırmalar / 2020 / Cilt: 31 - Sayı: 3
Shafi'i al-Mawlawi’s Commentary of al-Qasidatul-khamriyya
- Journal
- İslami Araştırmalar
- Pages
- 529–566
- DOI
- —
Abstract
Wine has been the subject of poems in Arabs starting from the Age of Djāhiliyya. Po-ems written about wine, later became a type called khamriyya. The writing of these poems de-creased after the prohibition of Islam. It started to increase with the revival of the entertainment life during the Umayyad period and later the Abbasids. Among the first representatives of this poem, which presented themes and types to a genre called saqinama, the Muallaqat poets are also included. Wine has been used at poetry both in real scenes and in a representational way. Sufis used wine to express love of God in an metaphor. One of them is Ibn al-Farid (d. 632/1235), whose fame is so common to be mentioned with Ibn Arabi (d. 638/1240). He is one of the Sufis who lived most of her life in Egypt in the 13th century. The only work of Ibn al-Farid is Diwan. al-Qasidetu't-taiyya and al-Qasidetu'l-mimiyye/al-Qasidetu'l-khamriyyaare among his important works. Arab, Persian and Turkish sufis have written commentaries on his poems. al-Qasidetu'l-khamriyyais his second important poem. Wine is used allegorically in the work. Wine is divine love in this poem. We know that there are nine commentaries about this qasida in Turkish. One of these commentators lived in the 17th century; Shifa'i el-Mawlawi (d. 1082/1671-72). He is one of the scholars and Mawlawi sheikhs. The name of commentary is Hadiyyatu’r-rahma. There has not been any academic study on this commentary so far. In this article, we will briefly touch up-on the wine that is the subject of qasida. We will give information about poet Ibnal-Farıd and commentator Shifa'i el-Mawlawi. We will interpret the content of Hadiyyatu'r-rahma. We will present the transcription work with a small dictionary.
Özet
Şarap, Araplarda Câhiliye döneminden başlayarak şiirlere konu olmuştur. Şarap hakkında ya-zılan şiirler, sonrasında hamriyye denilen bir tür ortaya çıkarmıştır. Bu şiirlerin yazımı İslâmi-yet’in içki yasağı sonrasında azalmış, Emevîler ve devamında Abbâsîler döneminde eğlence haya-tının canlanmasıyla artmaya başlamıştır. Sonraları sâkînâmedenilen bir türe tema ve tiplerini sunan bu şiirin ilk temsilcileri arasında Muallaka şâirleri de yer almaktadır. Şarap, şiirlerde hem gerçek sahnelerle hem de istiâre olarak işlenmiştir. Mutasavvıflar, şarabı istiârî olarak Allah aşkınıifade etmek için kullanmıştır. Bunlardan bir tanesi de ünü İbnu’l-Arabî (ö. 638/1240) ile birlikte anılacak kadar yaygın olan Ömer ibnu’l-Fârız’dır (ö. 632/1235). O 13. yüzyılda, hayatının çoğunu Mısır’da yaşamış mutasavvıflardandır. İbnu’l-Fârız’ın tek eseri divanıdır. Divanı içerisinde el-Kasîdetu’t-tâiyye ve el-Kasîdetu’l-mîmiyye onun önemli eserlerindendir. Arap, Fars ve Türk mu-tasavvıflar onun bu şiirlerini şerh etmişlerdir. el-Kasîdetu’l-mîmiyyeonun ikinci önemli şiiridir. Eserde şarap alegorik olarak işlenmekte, şarap talibin Allah aşkını karşılamıştır. Türkçede bu kasi-de ile ilgili bilebildiğimiz dokuz tane şerh bulunmaktadır. Bu şerhlerden birisi de 17. yüzyılda yaşamış; ilmiye sınıfından ve Mevlevî şeyhlerinden olan Şifâî Mehmed Dede’ye (1082/1671-72) ait, Hediyyetu’r-rahme’dir. Eser hakkında şimdiye kadar herhangi bir akademik çalışma yapıl-mamıştır. Biz bu makalede, kasidenin konusu olan şaraba kısaca değineceğiz. Şâir İbnu’l-Fârız ve şarih Şifâî Mehmed Dede hakkında bilgi vereceğiz. Hediyyetu’r-rahme’nin içeriğini yorumlaya-cak, küçük bir sözlük ile birlikte transkripsiyonlu çalışmasını sunacağız.