Journals / İslami Araştırmalar / 2020 / Cilt: 31 - Sayı: 3
From the Ribats to the Fortresses, the Fāṭimid Period of Transition in Muslim Military Architecture
- Journal
- İslami Araştırmalar
- Pages
- 493–514
- DOI
- —
Abstract
This article focuses on the origins and the similarities between the Aghlabid, Fāṭimid and Spanish Umayyad military architectures from the 9th to the early 11th century. The main characteristic of these early Islamic fortifications was the use of small square counterforts or plain buttresses towers built close together and forming a line of defence very similar to those used dur-ing the late Antiquity in North Africa. We will try to explain the origins and the similarities be-tween the Aghlabid, Fāṭimid and Umayyad military architectures in Ifriqiyya. These observations lead us to other questions; what differentiates the Egyptian military architecture from the Tunisi-an ribats in the scholarly literature? Our predecessors have interpreted the Aghlabid ribat accord-ing to the historical sources, where the words "ribat and murabitun" frequently appeared. Re-searchers first focused on the religious meaning instead of looking at the secular function. Other than the role of garrison forts, these buildings served as stations and stopover points for travelers, merchants and pilgrims. In Persia, the caravanserais or khans were also called ribats. They were fortified stopovers for caravans isolated in remote areas. In Central Asia, the cities on the Silk Road were called ribats. In fact, the Tunisians ribats were simply forts and caravanserais used to protect the port cities and the coast.
Özet
Bu çalışma, 9. yüzyıldan 11. yüzyılın başlarına kadar Ağlebî, Fâtımî ve İspanyol Emevîleri askerî mimarisinin kökenine ve aralarındaki benzerliklere odaklanmaktadır. Erken dönem İslâmî surların genel karakteristik özelliği, yapımında küçük kare kontrforların ya da birbirlerine yakın inşa edilen payandaların kullanılmasıdır ki bunlar Kuzey Afrika'da Geç Antik Çağ'da kullanılanla-ra çok benzer olarak bir savunma hattı oluşturmuşlardır. İfrikiye’de tahakküm kuran Ağlebî, Fâtımî ve Emevîlerin askeri mimarilerinin kökenini ve aralarındaki benzerlikleri açıklamaya çalı-şacağız. Bu gözlemler bizi başka sorulara yönlendirmektedir; bilimsel literatürde Mısır askeri mi-marisini Tunus ribatlarından ayıran şey nedir? Seleflerimiz ribât ve muratibun kelimelerinin sık-lıkla ortaya çıktığı tarihi kaynakları Ağlebî ribâtları olarak yorumlamışlardır. Araştırmacılar, din-dışı işlevine bakmak yerine ilk önce dini manasına odaklanmışlardır. Garnizon kalelerinin dışında bu yapılar seyyahlar, tüccarlar ve hacılar için durak ve mola noktaları olarak hizmet etmiştir. İran’da kervansaraylara ve hanlara ribât denmekteydi. Bunlar müstahkem mevkilerden izole edilmiş karavanlar için sapa yerdeydiler. Orta Asya’da İpek yolu üzerinde bulunan şehirlere de ribât denmekteydi. Oysa Tunus ribâtları, liman şehirlerini ve kıyılarını korumak için kullanılan kale ve kervansaraylardır.