Journals / İnsan Hakları Yıllığı / 2007 / Cilt: 25 - Sayı:
Construction of Turkish national identity anf the ambiguous situation of Alevi-Citizen within the national community
- Journal
- İnsan Hakları Yıllığı
- Pages
- 55–78
- DOI
- —
Abstract
Turkish nationalism in the early Republican era did not have a "political-civic" national conception which constructed through citizenship bond and through voluntary inclusion of different ethnic groups into the national community. This conception presupposes that there already exists an ethnic Turkish collectivity. This collectivity implies an ethno-cultural identity formed by attributing romantic characteristics (organic community, cultural authenticity, and cultural unity, etc). Therefore, the condition of being a citizen is to "own" or to be incorporated into "Turkish language and culture". Additionally, because of the dominant ethno-cultural characteristic, being a citizen is not enough to be a Turk since "Turkishness" is not of historical construction, but a "natural" category, transcending political unity. The Alevi question makes the nationalist conception even more complicated. Within the frame of ethno-romantic historiography, Turkish nationalist elites (such as Baha Sait Bey, Fuad Köprülü, Y. Ziya Yörükan, and Hasan Reşit Tankut), on the one hand, deal with the Alevi as the "pure Turks" and the bearers of authentic Turkish language and culture, and included them into the national community and Turkish citizenship. On the other hand, they see them as untrustworthy "heretics" who might corrupt the homogenous Turkish ethno-cultural community, and they exclude Alevi ethnic and religious identity. Thus, the Alevi identity has been excluded from the public sphere and the Ale vis' citizenship status left in an ambiguous and ambivalent manner.
Özet
Erken Cumhuriyet dönemi Türk milliyetçiliği, farklı etnik grupların irade beyanıyla ve yurttaşlık bağıyla oluşturdukları "politik-sivik" bir ulus kavrayışına sahip değildir. Bu kavrayışa göre, zaten bir Türk etnik grubu vardır. Bu grup, romantik özellikler (organik cemaat, otantik kültür, kültürel birlik vs) atfedilerek inşa edilmiş bir etno-kültürel kimliğe işaret eder. Dolayısıyla yurttaş olmanın koşulu "Türk dili ve kültürüne " sahip ya da dahil olmaktır. Ayrıca, etno-kültürel karakterin baskın olduğu anlayış dolayısıyla, yurttaş olmanız, Türk olmanız için yeterli değildir çünkü Türklük, tarihsel bir inşa değil, siyasal kimliği aşan, "doğal" bir kategoridir. Ancak, Aleviler söz konusu olduğunda durum karmaşık bir hal almaktadır. Etno-romantik bir milliyetçi tarih yazımı çerçevesinde, Türk milliyetçi seçkinleri (Baha Sait Bey, Fuad Köprülü, Y. Ziya Yörükan, Hasan Reşit Tankut gibi), bir yandan, "öz Türk" olarak ele aldıkları, otantik Türk kültürü ve dilinin taşıyıcısı saydıkları Alevileri, ulusal cemaate ve dolayısıyla Türk yurttaşlığına çağırmıştır. Diğer yandan, Alevileri homojen Türk etno-kültürel cemaatini bozacak, sadakatleri şüpheli "heretikler" olarak görmeye devam etmiş ve etnik ve dinsel Alevi kimliğini dışlamışlardır. Dolayısıyla, kimlikleri kamusal alandan dışlanan Aleviler, kararsız ve müphem bir yurttaşlık konumu içinde bırakılmıştır.